Her şeye rağmen “normalleşmek”

Orkun GÖDEK
Orkun GÖDEK Bakış Açısı

Son birkaç hafta ve özelinde bu köşedeki yazılar ağırlıklı “jeopolitik riskler” başlığı etrafında şekilleniyor. Doğal olarak da Türk lirası cinsinden değerlenen varlıkların seyri de yakından izleniyor. Neden? Farklı birçok nedeni olmakla birlikte, temeldeki argüman hisse senedi piyasalarındaki yatırımcı sayısının artış gösteriyor ve “ciddi” olarak tanımlanan noktalara gelmiş olması. Hikayenin bu kısmında sayıdaki artışın ne kadarının verimli ve kalıcı olduğunu tartışmak gibi bambaşka bir başlık açmak elbette mümkün. Ancak, yazının ana konusu bunun üzerinden şekillenmeyeceği için genişletmenin ve dağıtmanın doğru olduğunu düşünmüyorum.

Devam edelim, ne diyorduk? Yerel varlıklar ve diğer risk başlıklarının seyri. Evet, hisse senetlerine olan ilgideki artış kabul edilebilir şekilde sermaye piyasalarındaki seyrin de yakın takibini gerektiriyor. Evet, doğrudur, artık farklı bir faza çoktan geçmiş durumdayız ve bu gibi başlıkları konuşurken herkes dün olmadığı ölçekte dikkatli olmak zorunda. Ancak, hayır; bu, yanlış ve eksik değerlendirmelerin popüler başlıklar arasında kaynayıp gitmesinin yolunu açmamalı.

Hamas-İsrail çatışmasında Türk lirası cinsinden değerlenen varlıkların baskılandığı ve negatif yönde ayrıştığı detayı tartışmasız bir gerçek. Ancak, geride bıraktığımız haftada yine bu köşede sesli şekilde tartıştığımız üzere, sürecin ne kadarının çatışma başlığından ne kadarının kar realizasyonu isteği üzerinden şekillendiğini tam olarak kestirebilmek kolay değil. Ancak, yine de her zaman olduğu üzere, yakın geçmişte şekillenen başlıklar ile orta vadeli beklentiler arasında köprü kurabilmeyi başarmak en doğru olanı.

Hep konuştuğumuz üzere, çatışma süreci ile ya da hisse senetlerindeki değer kaybı ile merkez bankasında devam eden adımların birbiri ile bağlantısı yok. O nedenle seçimlerin ardından başlayan parasal sıkılaşma süreci sekteye uğramadan Ekim toplantısında da devam etti. Politika faizi son hamle ile birlikte %35’e taşınırken, TL’yi destekleyici adımların da yürürlükte olacağı sinyali bir kez daha gelmiş oldu. Son 3-4 yılda alışık olmadığımız şekilde, PPK metinlerindeki iletişimin sekteye uğramadan korunuyor olması iletişime dair sorun başlıklarını ortadan kaldırırken, alınan kararların da sorgulanır olmasını engelliyor. Şimdi gelinen noktada, politika faizi 2023 sonu için %40’a doğru yakınsama eğilimini korurken, enflasyon beklentilerinin yakından izleneceği ve TL payını destekleyici hamlelerin korunacağını az çok kestirebiliyoruz. Kafa karışıklığı olmasın: Fed ve ECB’nin kontrollü şekilde iletişimi daralttığı bir ortamda TCMB’nin iletişim kurar pozisyona yeniden geçmesi ve koruyor olması son derece doğrudur. Zira onların iletişimi öne çıkardığı dönemlerde bizim kopardığımız aynı iletişim bugün izlenen normalleşme çabalarının en kritik aşamasını temsil ediyor.

PPK toplantısını konuşurken atlanmaması gereken kısım, regülasyonlar tarafında atılan ters yönlü (kaldırma) adımlar ve psikolojik etkisi. Merkez Bankası, tahvil alma yükümlülüklerinin önemli bir kısmını yürürlük dışı bırakırken, daha iyi koşullarda çalışır -olabildiğince- piyasa mekanizmasının da yeniden tesis edilmesine çabalıyor. Zaten bu yöndeki çabaların ilk yansımaları da tahvil piyasası işlemlerinde Cuma günü görülmeye başladı. Zaman içerisinde -devamı gelirse çok daha iyi olur- daha esnek koşullarda gerçekleşecek tahvil piyasası işlemleri; hem TL borçlanma maliyetlerinin ne yöne evrilebileceğini kestirmek, hem olası-beklenen yabancı girişlerinin kabul edilebilir faiz seviyelerinde gerçekleşmesini sağlamak hem de şirket değerlemelerinin daha sağlıklı koşullarda oluşmasına sunacağı katkılar üzerinden kritik bir görev üstlenebilir.

Kısa vadeli gelişmeler elbette ki “tamamen göz ardı edilmeli ve masadan kaldırılmalı” şeklinde yorumlanmamalı. Ancak, tüm bunların yanında olup biten diğer önemli değişkenler de Türk varlıklarının fiyatlamalarında mutlak surette dikkate alınmalı. O nedenle para politikası süreci ile diğer gelişmeler en azından belirli bir noktaya dek birbirinden tamamen ayrı konular olarak şekillenecek.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Revize beklentiler 20 Şubat 2024
Kritik hafta 30 Ocak 2024
Normalleşme başladı 23 Ocak 2024
2023’ün son yazısı 26 Aralık 2023
Finansal koşullar 19 Aralık 2023
Zor fiyatlamalar 12 Aralık 2023