Yüz yıl

Muhterem İLGÜNER
Muhterem İLGÜNER MARKA ŞEHİR; Gün Bugün!

Bin 200 ay, 5 bin 200 hafta, 36 bin 500 gün. Nereden bakarsan bak, nereden sayarsan say uzun bir süre. Sıra dışı örnekler hariç, bir insan ömrünün yetmeyeceği bir süre. Bir ülke içinse palazlanıp, güçlenip yurttaşlarına refah sağlamaya haydi - haydi yeter bir süre.

Cumhuriyetin ilk günlerine bakıp muhasebe yapmanın, “neredeydik, nereye geldik?” sorusunu sormanın tam zamanı. Bu soruyu sorarken bardağın dolu ve az dolu yanlarına bakmak gerekecek. Kendimce bardağı ikiye bölüyorum; fiziki ve fiziki olmayan diye. Başka bir deyişle, “kaba güç” ve “yumuşak güç” olarak sorgulamak istiyorum. Geçen yüz yıl içerisinde barajlar yaptık, yollar döşedik, havaalanlarımız oldu, ülke statlarla doldu. Şükürler olsun plazalarımız, gökdelenlerimiz var. Savunma sanayimiz iyi yolda; top-tüfek . Özetle fiziki yanımız, kaba gücümüz gelişti. Peki yumuşak gücümüz ne alemde? Refahı arttıran, yurttaşın cebine daha fazla para girmesini sağlayan, gururlandıran yanımız ne kadar gelişti?

Bu soruyu farklı açılarda cevaplamak mümkün. İlki küresel rekabet gücümüz. İsviçre merkezli IMD tarafından 1989 yılından bu yana yayınlanan “Dünya Rekabetçilik Sıralaması”na göre son beş yılda ve 64 ülke arasında Türkiye’nin sıralaması şu şekilde:

Son 2023 sıralamasına göre Türkiye 100 üzerinden 55.64 puan ile 47. sırada. Değerleme şu beş ana kritere göre yapılıyor: Ekonomik Başarı, Hükümetlerin Yeterliliği, İş hayatının Yeterliliği ve Altyapı.  Sıralama için 164 kriterden yararlanılıyor. Tüm çalışma şu ifade ile özetleniyor: “Yurttaşların yaşam kalitesini yüceltecek başarılı bir yönetim ve pazarlara erişim ve üstünlük.” Hükümetler ne için vardır? Yurttaşlarının refah seviyesini arttırmak için. Refah seviyesi nasıl artar? Ülkenin topyekûn kazancını arttırarak ve adil paylaştırarak. Ülkenin topyekûn kazancı nasıl artar? Ülkede üretilen ürün ve hizmetlerin değeri ve ederi artırılarak... O zaman soralım: Yüz yılın sonunda ülkemizde üretilen ürün ve hizmetlerin değeri arttı mı? Bu sorunun cevabını da aşağıdaki tablo ile açıklamaya çalışalım:


Son 15 yıllık tabloya göre, yaptığımız toplam ihracat üretmek için (sermaya malı + ara mal) dışarıya ödediğimiz parayı karşılamıyor. Bu trend bu yıl da devam etmekte. Demek ki yüz yılsonunda ürettiğimiz ürün ve hizmetlerin değerini arttıramamışız.

Peki, diğer alanlarda yumuşak gücümüz ne alemde? Brand Finance tarafından yayınlanan “Küresel Yumuşak Güç Endeksi” 2023 raporuna göre Türkiye bir sıra aşağıya inerek 101 ülke arasında 23’üncü sırada yer almış. Türkiye’nin 10 üzerinden özet yumuşak güç algı tablosu aşağıdaki gibi:

 

Yumuşak güç algı araştırması bu alanda dünyada yapılan en geniş kapsamlı araştırma; 101 ülke ve yaşları 18 ile 75 yaş arası 111 bin 364 kişi!  Katılımcılara, sorulan ülke ile ilgili kendi ülkesinde 3 ana başlıkta mevcut algı sorulmaktadır: “Yakınlık”; o ülke yumuşak güç olarak bilinen, akıllara yer etmiş bir ülke midir? “Etkicilik”; hem cevaplayanın kendi ülkesinde hem de dünya sahnesinde etkili mi kabul edilir? “İtibar”; o ülkenin küresel anlamda güçlü ve olumlu bir itibarı var mıdır? Bunlara ilave olarak o ülkenin başarı algısı 8 ayrı başlık altında sorgulanmakta; iş hayatı ve ticaret, yönetişim, uluslararası ilişkiler, kültür ve miras, medya ve iletişim, eğitim ve bilim, insanlar ve değerler, sürdürülebilir gelecek. Dünya ortalamasının altında olduğumuz alanlar; sporda liderlik, yüksek etik standartlar ve düşük yolsuzluk, güvenlik, hukuka ve insan haklarına saygı, güvenilir medya, bilimde önderlik, uzay araştırmalarına yatırım, hoşgörü, yeşil enerji ve teknolojilere yatırım, çevreyi koruyan, iklim değişikliklerine destek. 

Dünya daha da birbirine bağlı, küreselleşmiş hale geldikçe uluslararası ilişkilerde yumuşak gücün önemi artmaktadır. Zorlama olmadan diğer ülkelerle olumlu ilişkiler kurulmasına, bir ülkenin değer ve ilgi alanlarını aktarmaya, stratejik hedeflerine erişmesine katkıda bulundukça yumuşak güç dış politikanın olmazsa olmaz bir bileşeni haline gelmektedir. Hatta askeri güç kullanarak taleplerini başka bir ülkeye dayatmaktan daha da önemsenmektedir. Yumuşak güç, diğer ülkelerin algı ve tutumlarını şekillendirmeye, güven ve işbirliği tesis etmeye imkân vermektedir. Tüm bunları güç kullanmadan barış içerisinde ve karşılıklı anlayış, kültürel değişim ve işbirliği sonucu kalpleri kazanıp zihinlere yerleşerek gerçekleşmesini sağlamaktadır. Diğer bir önemli yanı ise ekonomik kalkınma ve refahı desteklemesi. Yumuşak güçten yararlanarak ülkeler dışarıdan doğrudan yatırımları cazip hale getirmekte, ticareti güçlendirmekte, turizmi ilerletmekte ve yetenekli kişileri buyur etmektedir. Bunların hepsi yeni iş imkânları sağlanması, kazançların artması ve ekonominin gelişmesi demek.   

Yüz yıl sonra sorulması gereken soru: Cumhuriyet kazanımlarını kazanca dönüştürebildik mi? Cumhuriyet ile bize tanınan imkânlardan yararlanmasını bilebildik mi?

 

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Değişimin ayak sesleri 21 Şubat 2024
Tas aynı, hamam aynı... 07 Şubat 2024
Kıraathane vs. kafe 31 Ocak 2024
Dört yıl oldu... 27 Aralık 2023
Şehir İçin Sanat 20 Aralık 2023
Limon, limonata, limoncello 13 Aralık 2023
Eski binalar, yeni fikirler 06 Aralık 2023
Öğrenci dostu şehir 22 Kasım 2023
Şehirde bilim 15 Kasım 2023