Alternatif mücadele yöntemleri parametreleri yerinden oynattı

TÜSİAD Başkanı Orhan Turan, enflasyonla mücadele için denenen alternatif yöntemlerin tüm ekonomik parametreleri yerinden oynattığını kaydetti. “Piyasa modeli nereye gidiyor soruları oluştu” diyen Turan, rasyonel politika çerçevesine bağlı kalmanın önemine dikkat çekti.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Alternatif mücadele yöntemleri parametreleri yerinden oynattı

YENER KARADENİZ / İSTANBUL

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’nin (TÜSİAD) olağan genel kurul toplantısı gerçekleştirildi. Genel kurul gündemi kapsamında yüksek istişare konseyi (YİK) başkanlık divanı, yönetim kurulu ve denetleme kurulu asil ve yedek üyelerinin seçimi de gerçekleşti. TÜSİAD Başkanlığına Orhan Turan yeniden seçilirken TÜSİAD YİK Başkanı Tuncay Özilhan başkanlığı Ömer Aras’a devretti.

Genel kurulun açılışında konuşan TÜSİAD Başkanı Orhan Turan, geride kalan 2 yılda yoğun jeopolitik riskler, savaşlar ve küresel ekonomideki sarsıcı değişimler olduğunu hatırlatarak, “Küresel ısınma etkilerini artırarak devam ettirdi. Teknolojik dönüşüm, yapay zeka alanındaki gelişmelerle yeni bir düzeye ulaştı. Aylarca hepimizin gündemini meşgul eden bir seçim süreci yaşadık ve ekonomik sorunlar ağırlaştı. Yatırım iklimi karakışta takılı kaldı. Enflasyonla mücadele için denenen alternatif yöntemler tüm ekonomik parametreleri yerinden oynattı. Kafalarda piyasa modeli nereye gidiyor soruları oluştu” dedi.

“Sorunların etrafından dolaşmak çözüm değil”

Çok zorlu bir ekonomik dönemden geçildiğini dile getiren Turan, şöyle devam etti: “Ekonomide yanan ateşi söndürmek için rasyonel politika çerçevesine bağlı kalmaya devam etmemiz gerekiyor. Enflasyonla mücadelede para politikasının sosyal politikalar ve maliye politikası ile de desteklenmesini önemsiyoruz. Bu süreç sadece enflasyonun düşürülmesi açısından değil, aynı zamanda özellikle sabit gelirliler üzerindeki olumsuz etkilerin hafifletilmesi açısından da son derece önemlidir. Hiç şüphesiz Türkiye ekonomisinde yaşanan sorunlar sadece para ve maliye politikaları ile aşılabilir nitelikte değildir. Sorunların etrafından dolaşmak, pansuman önlemlerle çözümü geleceğe ötelemek ülkenin çıkarına olmuyor.”


Konuşmasında geçtiğimiz yıl gerçekleşen ve tüm ülkeyi yasa boğan depreme de değinen Turan, “Afet yönetimi çok ciddi bir planlama, hazırlık ve koordinasyon gerektiriyor. Geçen sene yaşadığımız yıkıcı deprem bu gerçeği en acı biçimde öğretti. Kurumlarımızı ve kurallarımızı güçlendirip, kentlerimizi depreme dirençli hale getirmeliyiz. Bu konularda vakit kaybetmenin vebalini alamayız” diye konuştu.

“Vergisini ödeyen rekabette zorlanıyor”

Öte yandan ekonomik rekabetçiliğini artırmak için, kayıtdışı ile mücadelenin daha da güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Turan, vergisini kuruşuna kadar doğru ödeyen, her türlü mevzuata harfiyen uyan işletmelerin kayıtdışı çalışan işletmelerin karşısında rekabette zorlandığını dile getirdi. Turan, “Kayıtdışı ekonomi kayıtlı kesimin vergi yükünün ağırlaşmasına yol açıyor. Üstelik kayıtdışı ekonomi, çevre kirliliği, halk sağlığı, çalışanların sosyal güvenlik hakları, iş sağlığı ve güvenliği, hatta suç ekonomisi gibi bir dizi negatif unsur ile de iç içe geçer. Bu nedenle kayıtlı ekonomiye geçişin özendirilmesini çok önemsiyoruz” diye konuştu.

“Bu sistemde cemaat ve tarikatlara yer yok”

Son yıllarda artan beyin göçüne yönelik de tespitlerini paylaşan Orhan Turan, “Gençlerimizin geleceklerini ülkemizde değil de, yurt dışında aramaya başlamış olmalarını uzun vadeli etkisi bakımından ülkemizin önündeki tehditlerin en ciddisi olarak görüyoruz. En iyi liselerimizden mezun gençlerimizin üniversite eğitiminde ağırlıklı olarak yurtdışını tercih etmelerinin nedenleri ve sonuçları üzerinde uzun uzun durmak gerektiğini düşünüyoruz. Üniversite çağına kadar bin bir emek ile yetiştirdiğimiz gençlerimizi, parlak beyinler olarak başka ülkelere kaptırıyoruz. Artık neredeyse tüm kentlerimizde üniversite var. Fakat görüyoruz ki üniversite mezunları arasında işgücüne katılma oranı düşüyor; işsizlik oranı ise artıyor. Eğitim masrafları artıyor, eğitimin getirisi ise geriliyor. Eğitimin niteliğini yükseltemezsek, nitelikli eğitimde fırsat eşitliği sağlayamazsak, gençlerimizi yeni çağın becerileriyle donatamazsak işimiz zor. Ne rekabet gücümüzün asli unsuru olan işgücünü yetiştirebiliriz ne de gençlerimizi mutlu edip beyin göçünü önleyebiliriz” ifadelerini kulandı. Turan, bilimin yol göstericiliğine sıkı sıkı sarılmak gerektiğini vurgulayarak, “Bu sistemde cemaat ve tarikatlara da, siyasetle ilişkilendirilen yapılara da yer olmaması gerekir” dedi.

Türkiye hâlâ gelir adaletsizliği ile mücadele ediyor

TÜSİAD YİK Başkanlığını Ömer Aras’a devreden Tuncay Özilhan, genel kurulda yaptığı konuşmada TÜSİAD YİK’e başkanlık yaptığı 2015’ten bu yana yaşanan dönemi değerlendirdi. Geride kalan dönemde bilinen dünyanın değiştiğini anlatan Özilhan, Türkiye’de de baş döndürücü bir gündem olduğuna dikkat çekti. Özilhan, “2016’da bir darbe girişimi yaşadık. Son dokuz yılda sekiz kez sandık kuruldu. Parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçtik. İktidar yapısı değişmedi ama siyasi gerilim de hiç düşmedi; hatta sürekli olarak tırmandı. Ekonomik durum tüm konuşmaların temel başlıklarından birisi oldu. Yüksek enflasyon, TL’nin değerinde istikrarsızlık, düşük tasarruf oranı, cari açık, düşük verimlilik, düşük katma değerli üretim, orta gelir tuzağı, teknolojide geri kalma endişesi, yeşil ekonomiye uyum ihtiyacı nitelikli eleman sorunu ekonomik durumun vaz geçilmez başlıkları idi. 2024 yılında Türkiye hâlâ makroekonomik istikrar arayışına devam ediyor. 2015 yılında Türkiye ekonomisinin dünya ekonomisindeki payı %1,15, küresel mal ve hizmet ihracatındaki payı ise %4,1 idi. Bu oranlar 2022 yılında da değişmedi. 2024 yılında Türkiye hâlâ küresel ekonomideki payını artırma arayışına devam ediyor. Türkiye hala gelir adaletsizliği ile de mücadeleye devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Eğitim ilgili 17 kez değişiklik yapıldı

Eğitimde yaşanan gelişmelere de değinen Özilhan, son 20 yılda eğitimle ilgili 17 kez değişiklik yapıldığı bilgisini vererek, bu alanda da çok fazla ilerleme kaydedilemediğine işaret etti. Özilhan, “2024 yılında Türkiye eğitimde nitelik ve fırsat eşitliği sorunlarını çözmek yerine hala afaki tartışmalar yapmaya devam ediyor” dedi. Özilhan, şöyle devam etti: “Büyümenin kaynağını tüketime, kentsel ranta, verimliliğe katkısı sınırlı projelere dayandırmak doğru değildir. Toplanan vergilerde israfı önleyip eğitim ve diğer harcamaların payı artırılabilse durum farklı olabilirdi.”