Anadolu iş dünyası 2024'ten ne bekliyor (4): ÜFE ile paralel artış talebi, kolay kazanç heves değil

Yazı dizimizin bu bölümünde Denizli Sanayi Odası, Denizli Ticaret Odası ve Denizli İhracatçılar Birliği Başkanı ile Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı, 2024 yılında ekonomiye yönelik beklentilerini dile getirdi. Tüm başkanların ortak beklentisi, ekonomideki durgunluğun, yavaşlamanın bu yıl da devam edeceği, seçim sonrası yılın ikinci yarısında enflasyonla mücadelenin artırılması yönünde.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Anadolu iş dünyası 2024'ten ne bekliyor (4): ÜFE ile paralel artış talebi, kolay kazanç heves değil

Yazı dizimizin dördüncüsü olan bu bölümde 2024 yılına yönelik beklentilerini anlatan Denizli Sanayi Odası Başkanı Selim Kasapoğlu, “ÜFE’nin yüksek olduğu ortamda baskılanan döviz kuru ihracatçıyı küçülmeye sürüklemiş durumda. Bu eleştirilere karşılık inovasyon ve yüksek teknolojik üretim hedefi konuyor ihracatçının önüne. Ancak bu dönüşümü kısa vadede sağlayacak geniş altyapı henüz tesis edilmiş değil. İhracatçının kur üzerinden kolay kazanç sağlama hevesi gibi değerlendiriliyor bu talep. Oysa ihracatçı ÜFE ile paralel bir artış istiyor” dedi.

Denizli Ticaret Odası Başkanı Uğur Erdoğan, iyi yapılanmış işletmeler için konkordato gibi bir durumun söz konusu olmadığını, sadece iç piyasaya çalışan emek yoğun bazı sektörlerde sıkıntı beklenebileceğini söyledi. Erdoğan, enflasyonla mücadele koşullarının yarattığı zor finansal koşulların sıkıntı yaratması halinde Varlık Fonu’nun devrede olacağı bir mekanizma kurulabileceğini söyledi.

Denizli İhracatçılar Birliği Başkanı Hüseyin Memişoğlu ise “Seçimler nedeniyle bazı ekonomik tedbirler tam olarak uygulanmadı. Bu seçim ortamı bittikten sonra uygulamaya alınacağını düşünüyorum. Daralma ve sıkı para politikaları ile piyasanın biraz yavaşlayacağını, 2025 ile normale dönüşün başlayacağını düşünüyorum” dedi.

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya da iş dünyası için oldukça belirsiz bir ortam olduğuna dikkat çekerek, “Ekonomi yönetiminin devam edip etmeyeceğine dair kaygılar var. Ekonomide tasarruf tedbirleri, para politikası ve enflasyonla mücadele politikalarında değişiklik olur mu kaygısı var” diye konuştu. Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı Engin Yeşili ise enflasyonda kalıcı bir düşüşün başlaması için faiz oranlarının en az enflasyon oranı düzeyinde tutulması gerektiğini belirtti.

DENİZLİ İHRACATÇILAR BİRLİĞİ BAŞKANI HÜSEYİN MEMİŞOĞLU:

OVP hedeflerinin gerçekleşmesini bekliyorum

Bu faiz oranları ile bir yatırım yapmak çok mümkün görünmüyor. 2. yarıda enflasyonun, beraberinde faizlerin de düşeceği beklentisi var. Bunlar gerçekleşirse pozitif bir iş ve yatırım ortamı oluşacaktır. Yoğun ihracat yaptığımız ülkelerdeki talebin düşük seyretmesi ve kurlar nedeniyle rekabetçi olmamızın zora girmesi umut kırıyor. Emek yoğun sektörlerdeki ihracat düşüşü istihdam düşüşünü de getiriyor. Bu sene OVP’ye uygun bir büyüme yakalayabilirsek başarı olacaktır. Seçimler nedeniyle bazı ekonomik tedbirler tam olarak uygulanmadı. Bu seçim ortamı bittikten sonra uygulamaya alınacağını düşünüyorum. Bazı firmalarımızın uygun finansmana erişememesi sıkıntı yaratabilir. Daralma ve sıkı para politikaları ile piyasanın biraz yavaşlayacağını, 2025 ile normale dönüşün başlayacağını düşünüyorum. Dünyada sürekli değişen bir konjonktür var. Mesela Kızıldeniz krizi bir anda dengeleri değiştirdi. Etrafımızda devam eden savaşlar çözüme ulaşmadıktan sonra sektör bazında bir öngörü yapmak çok mümkün değil. Şu an ekonomi yönetiminin önceliği enflasyon ve Türkiye’nin kredibilitesinin artırılması gibi görünüyor. Özellikle ihracat kesimine kredi, kur ve destek konularında daha fazla pozitif ayrımcılık yapılması gerekiyor. Hedefler bakımından OVP’nin gerçekleşmesini umuyor ve bekliyorum.


DENİZLİ SANAYİCİ VE İŞ İNSANLARI DERNEĞİ BAŞKANI NURİ TURGUT:

Üretmek ve dünyaya satmak… Başka çıkış yolu yok

Mevcudu korumanın başarı sayılacağı 2024’te yatırım ihtimali çok düşük. İş hacimlerinde düşüşler olacak. Yüzde 2,5 civarı bir büyüme bekliyoruz. Ekonomi yönetiminin istediği daralma olmaz da kemeri daha fazla sıkmaya yönelik önlemler gerçekleşirse 1 puan düşecektir. Seçimlerin arkasında yurt içinde bir iş hareketi beklemenin içini dolduramıyoruz. Yılın 2. yarısı ve hatta son çeyrekte yurt dışı talepte hareketlenme bekliyoruz. Finansal olarak iyice daralan firmalarımızdan bazılarının mecburen konkordatoya başvuracaklarını ve hatta başladığını duyuyoruz. Her sektörde bu yıl sıkıntılara aday bir yıl görünüyor. Emek yoğun ve enerji yoğun sektörlerde tablo maalesef gittikçe olumsuza doğru kayıyor. Teknolojiye dayanan, marka imajı oluşturan, katma değerli ürün yapan sektör ve kurumlar yılı daha iyi geçirecek. Klasik yöntemlerle bugüne gelebilmiş firmaların, fasonculuğun şirketlere ve ekonomiye kayıplar yaşatacağını düşünüyoruz. Devletin imkânlarının çok geniş olmadığını biliyoruz ama mevcut imkânların çok dikkatli kullanılarak, ihracatçının faaliyetine devam edebilmesi için gerekli uygulamaların güçlenmesi gerekiyor. Bunun içinin, kur desteği, finans desteği, teşvik gibi kalemlerle doldurulması gerekiyor. İç pazarda enflasyonu düşüreceğiz diye alınan sert önlemlerin ihracatta dramatik düşüşlere yol açması halinde, bütün sosyal dengeler ve ekonomimizin SGK’dan işsizliğe geri dönüşü çok zor ve uzun zaman alacak hasarlara sebep olması kaçınılmazdır. Bu ülke üretmek ve dünyaya satmak zorundadır. Bundan başka çıkış yolu yok. Teknoloji ve marka yatırımı yapanların ve dünyaya satanların çok çok ekstra desteği bu ülkenin çıkışıdır. Bu yıl için dolar kuru tahminimiz 42 TL, enflasyon tahminimiz ise yüzde 45’tir.


DENİZLİ SANAYİ ODASI BAŞKANI SELİM KASAPOĞLU:

Enflasyonu ihraç etmek mümkün değil, derdimizi anlatamadık

2023 sanayici açısından zor bir yıldı. Sektörel teşviklerin hem tür hem de düzey bakımından artırılmasını beklediğimizi söylemeliyim. Ulus ötesi kuruluşların güncel raporlarında küresel ekonomik büyüme trendinin yine Asya ekonomilerine bağımlı olacağı görünüyor. Enflasyon ve düşük büyüme küresel ekonomi için zorluklar yaratmaya devam ederken, küresel ekonomik büyümenin bu yıl yüzde 2,9 olacağı öngörülüyor.

Yerel seçimlerin ardından uzun süre seçimsiz bir dönemin yaşanması muhtemel olduğundan ekonomi yönetiminin uygulayacağı politikalar ve ihracatçıya destek programları, yol haritamızı belirlemede önemli olacak. Üçüncü ve dördüncü çeyrekte ihracatçının toparlanacağı umudunu taşıyoruz. Şirketler için ilk 6 ay 2023 yılından daha zorlu geçecek.

Her kesimin sorununun temelinde enflasyon var. Enflasyonla mücadele programını tabii ki destekliyoruz. Ancak parasal sıkılaştırmayı baz alan programın diğer tarafında yüksek ücret artışları da parasal genişlemeyi doğuruyor. Bunun sonucunda talep ve dolayısıyla fiyatlar artıyor. Enflasyonu tekrar körüklüyoruz. Aynı zamanda aşırı baskılanan dolar kurunun bulunduğu seviye ihracatı zorlaştırıyor. İhracatçı rekabet edemiyor. Aynı anda ithalata ilgi artıyor. Baskılanan kur ihracatçıyı küçülmeye sürüklüyor. Bu eleştirilere karşılık inovasyon ve yüksek teknolojik üretim hedefi konuyor ihracatçının önüne. Ancak bu dönüşümü kısa vadede sağlayacak altyapı tesis edilmiş değil. İhracatçının kur üzerinden kolay kazanç hevesi gibi değerlendiriliyor bu talep. Oysa ihracatçı ÜFE ile paralel kur artışı istiyor. Üretim ve ihracatın sürdürülebilirliğini de güvence altına almamız lazım. Enflasyonu ihraç etmek mümkün değil. Derdimizi anlatamadık. İhracatımızda ağırlığı olan dokuma ve demir-çelikte ciddi kayıplar oldu. Tekstilde beklentimiz 2024’ün 2. yarısında canlanma ama ilk yarı küçülmeler söz konusu olabilir. Turizme bağlı hizmet ve tedarik sektöründe hareketlilik öngörebiliriz. Makine ve mermer/ doğal taşta kapasitelerin biraz daha artacağını söyleyebilirim.

Kur tahminim şöyle: Bu yıl doların 35 TL seviyelerinde seyredileceğini, yılsonu 40 TL sınırının aşılacağını düşünüyorum.


DENİZLİ TİCARET ODASI BAŞKANI UĞUR ERDOĞAN:

Sıkıntı olursa yeni bir mekanizma kurulabilir

2. çeyrekten sonra enflasyonun düşüş eğilimine girmesi öngörülüyor.

Yerel seçim sonrası tedbirler gidişatımıza yön verecek. Şartlar, büyümede sürdürülebilir yeni bir başarı hikâyesini pek mümkün kılmıyor ancak özellikle dış kaynak akışı devam ederse büyümenin durması da olası değil. İş dünyası olarak bu süreçte arz talep dengesine yön verecek şekilde hareket edilmeli ve “ticaret ve sanayide üreterek ve tüketerek bir mücadele yürütülmelidir” diyoruz.

Bizim gibi ihracatçı sanayi şehirleri açısından en büyük alıcılarımız Avrupa ve Amerika’yı da etkileyen yüksek enflasyon ve talepteki daralmadan dolayı iş ve istihdamımızı artıracak yeni bir hareketlenme beklemek mümkün değil. Olağanüstü bir durum yaşanmaması halinde turizmden beklentimiz yüksek.

Şu an tek tük denilebilecek birkaçı haricinde iyi yapılanmış işletmelerimiz için konkordato gibi bir durum söz konusu değil. Sadece iç piyasaya çalışan bazı emek yoğun sektörlerin sıkıntıya girmesi olasıdır. Arz ve talepte lüks konutlara geçiş söz konusu. İnşaatın ve ihracatın direkt etkilediği alt sektörler de yine bu iki iş kolumuzdaki duruma göre ivme göstereceklerdir. Savaş durumu ve lojistikte yeni rotalar ihtiyacı Avrupa için en kestirme yol olarak Türkiye’yi öne çıkarabilir.

Enflasyonla mücadele programının etkilerini göreceğiz. Para politikasında tesis edilmiş regülasyonların boyutu da yılsonuna doğru yeni bir aşama kazanabilir. İhracat kanadında Dolar/TL’nin güncel geçerlilik kazanmasından yana bir beklenti hâkim. Üretim ve istihdamın sürdürülebilmesi için gereken şartlar korunmalıdır. İhtiyaç duyulursa yeni bir mekanizma da kurulabilir; zor durumda kalmaları halinde köklü sanayi ve turizm tesisleri gibi büyük firmalara işletme ve istihdamın devamı için Varlık Fonu ortak olabilir. Yıl sonu enflasyonu yüzde 40-50 aralığında enflasyon bekleniyor. Faizde negatif banttan çıkılıp pozitif faiz oranına ulaşılması genel beklenti. Bu da enflasyon civarında ya da 0,5 puan kadar üstünde olabilir.


DİYARBAKIR TİCARET VE SANAYİ ODASI BAŞKANI MEHMET KAYA:

Bölgemizde finansmana erişim ciddi bir sorun

2024’te ekonominin temel gündemi enflasyonla mücadele olacak. Bu da faiz artışı ve yeni tedbirler demek. Yine seçim gündemimiz var. Genel seçimlerden sonra politika değişimi oldu ancak döviz girişi istenilen düzeyde gerçekleşmedi. Asgari ücrette yıl içinde 2 kez artış enflasyon beklentilerini artırdı. Bu yıl etkisi olacak. 2024, girişimciler için belirsizlikler ile dolu. Yeni yatırımlar askıya alınmıştı. Bu yıl da benzer bir tablo bekliyoruz. Daha çok küçülme, pazarı koruma, fiyat artışları ve rekabetin yüksek olduğu uluslararası pazardaki değişimlerden etkilenen sektörlerde ise elenmeler bekliyoruz. İç talep düşmeye devam ederken, dış talebin de düşeceğini tahmin ediyoruz.

Deprem felaket ile birlikte sanayide çok sert daralma yaşandı. Sonrasında da üretimdeki düşüş devam etti. Üretim maliyetlerinde artış, iç talebin düşmesi, dünya dış ticaretindeki değişimlerin olumsuz etkisi ve finansman maliyetinin yüksek olması sanayi üretimindeki düşüşün devam edeceğini gösteriyor. Sanayide asgari ücrete bağımlılık yüksek. İşgücü maliyet artışları üretimi olumsuz etkiliyor. Bölgemiz gibi daha küçük ölçekli ve basic üretimlerin yoğun olduğu bölgelerde işgücü maliyet artışları kayıt dışı üretim ve istihdama yönelmeyi de tetikliyor.

OVP’ye göre 2024 yılı için büyüme hedefi yüzde 4. Bunu iyimser buluyoruz. Yerel seçimlerden sonra yapısal önlemler alınmazsa büyümenin hedefinin altında, enflasyonun ise üzerinde olmasını bekliyoruz. Seçimlerden sonra ekonomik politikaların sürdürülmesi önemli.

Ama iş dünyası için oldukça belirsiz bir ortam. Ekonomi yönetiminin devam edip etmeyeceğine dair kaygılar var. Ekonomide tasarruf tedbirleri, para politikası ve enflasyonla mücadele politikalarında değişiklik olur mu kaygısı var. Şirketler finansmana erişemiyor. Destek paketleri verileceği açıklandı. Henüz bir gelişme yok. Özellikle bölgemizde finansmana erişim ciddi bir sorun. 2024’de iç pazara üretim ve hizmet sunan işletmeler zorlanacak. Talep düşüşü nedeni ile bir daralma yaşanacak. Dış talebin de küresel pazardaki dalgalanmalar nedeni ile zayıf olacağını tahmin ediyoruz.

Enflasyon ile mücadele elbette ki temel politika olmalı. Ancak istihdamın korunması ve üretimin sürdürülmesi için de finansman ihtiyacı oluşuyor. Bunun için destekler oldukça önemli. İstihdam için, işletme giderlerinin karşılanması için, ihracat için daha işlevsel destekler verilmeli, daha düşük faizli kredi imkanları sağlanmalı. İşletmelerin mali kapasitesine göre yıllık limitler ile ihtiyaç duydukları dönemlerde kullanabilecekleri krediler oluşturulmalı.

Enflasyonun MB’nin %36 tahminin üzerinde olacağını düşünüyorum. Döviz kurlarında da artış yaşanacağını ve bunun da fiyat artışlarını etkileyeceğini düşünüyoruz.


DİYARBAKIR TİCARET BORSASI BAŞKANI ENGİN YEŞİL:

4. çeyrekte faiz indirimleri bekliyoruz

Enflasyonist ortamlarda faiz oranlarının en az enflasyon oranı düzeyine tutulması gerekiyor ki enflasyonda kalıcı bir düşüş başlasın. Dolayısıyla faiz oranlarının en iyi ihtimal dördüncü çeyrekten itibaren düşmesini bekliyoruz. Yatırımcılar yeni yatırımlar için seçim sonrası piyasa koşullarını görmek istiyorlar, dolayısıyla yılın ilk yarısında yatırımların artacağını düşünmüyoruz.

Sanayideki üretim taleple orantılı bir seyir izler. Satın alma gücünün düşmesinden kaynaklı insanlar artık tüketimlerine dikkat ediyor, dolayısıyla daha az tüketiyor. Sayın Şimşek de iç talepte daralma olacağını dolayısıyla üreticilerin ihracata yönelmesi gerektiğini ifade etmişti. Biz de daralacağını düşünüyoruz. Yatırımcılar seçim sonrasını görmek istiyor.

Biz sonuçların ekonomiye etkisinin sınırlı olacağı kanaatindeyiz. Şirketler için finansmana erişim uzun zamandır bu kadar maliyetli ve zor olmamıştı dolayısıyla bu tabloya hazırlıksız yakalanan şirketler olumsuz etkilendiler. Ayrıca yüksek enflasyondan kaynaklı işletme sermayesi ihtiyacı da önemli oranda arttı ve bu ihtiyacını karşılayamayan firmalar zorlanıyorlar. 2024’de yüksek faiz oranlarının devam edeceğini varsayarsak birçok sektörde daralma olacak. İhracatçılar süreci biraz daha kolay atlatabilir.

Enflasyonla bugün etkili bir mücadele vermezsek sorun her zaman faaliyetlerimizi olumsuz etkileyecektir. Yapısal reformların da yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle yatırımcılar için hep konuşulan adalete ve yargıya güven duygusunun kalıcı olarak tesisi önem arz ediyor. Ayrıca faizler ne kadar yüksek olsa da yatırımların durmaması adına her koşulda yatırımcılara özel; düşük faizli ve uzun vadeli kredilerin tahsis edilebilmesi gerekir. Doğrudan bir tahmin yapmak zor ancak kurun yeni yılda da enflasyon veya faiz oranı kadar artacağını öngörebiliriz.
Dolayısıyla yıl sonu yüzde 40’ın üzerinde bir kur artışı olabilir.