ASO Başkanı Ardıç: Borçlanmaya dayalı büyüme yaşadık

ASO Başkan Seyit Ardıç, Türkiye’nin önemli bir büyüme performansı gösterdiğini ancak sanayi üretimi ve ihracatın azaldığı dönemde borçlanmaya dayalı büyüme yaşandığını söyledi. Ardıç yüksek enflasyonun üretim gücünü zayıflattığına işaret ederek, yılın ikinci yarısında sanayi üretiminin olumsuz etkilenebileceğini bildirdi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
ASO Başkanı Ardıç: Borçlanmaya dayalı büyüme yaşadık

Hüseyin GÖKÇE - DALAMAN

Ankara Sanayi Odası (ASO) Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı ve Eylül ayı Meclis Toplantısı aynı gün Muğla’nın Dalaman ilçesinde gerçekleştirildi. Toplantıda gazetemiz yazarlarından TEPAV Kurucu Direktörü Güven Sak ekonomi ve dijitalleşmeye yönelik sunum yaparken, Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreter Vekili Emine Doğrukök da Ajans faaliyetleri hakkında bilgi verdi.

Meclis konuşmasında, OVP’nin rasyonel ve gerçekçi olduğuna yönelik yaygın bir kanaat oluştuğunu belirten Seyit Ardıç, öngörülebilirliğin attığı bir döneme girildiğini kaydetti.

İlk iki çeyrekte pozitif büyüme performansının önemli olduğuna işaret eden Ardıç, “Yüksek enflasyon, maliyet kaynaklı gelişmeler ve fiyat oluşturmadaki zorluk üretim yapma gücünü ciddi anlamda azaltıyor. Bu faktörlerin yılın ikinci yarısında da sanayi üretimini olumsuz yönde etkileyebileceğini düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Buna karşılık ihracata dayalı büyüme modeli izleyen Türkiye’de ihracatın refah artışına kaynaklık edemediğini bildiren Seyit Ardıç, dünya ekonomisinden alınan payın 1980’de olduğu gibi şimdi de yüzde 1 civarında kaldığını belirtti.

Ardıç büyüme yanı sıra büyümenin şeklinin de önemli olduğunu anlatırken, “Yurtiçi hasılada sanayi üretiminin ve ihracatın küçülme kaydettiği, tüketimin ve ithalatın arttığı, cari açığa yani borçlanmaya dayalı bir büyüme yaşadık” diye konuştu.

İhracatçılara yönelik bankalarla protokol imzalanmasına rağmen finansmana erişimin halen büyük sorun olduğunu dile getiren Ardıç,

“Kredi hacminin genişletilmesi, Eximbank ve KGF kanallarının sektörel bazda etkin bir şekilde kullanılması reel sektörün beklentileri arasında yer alıyor” dedi.

Sosyal yardım alan hane sayısının 6.6 milyon olduğuna işaret eden Seyit Ardıç, sistemin gözden geçirilerek, fert başına asgari geliri garanti edecek şekilde kurgulanmasını önerdi.

“Önde gelen 22 şirketimizin büyüklüğü bir ayakkabı markası kadar değil”

Seyit Ardıç, Meslek Komiteleri Ortak Toplantısında ise verimlilik, rekabet gücü ve katma değerli üreteme yönelik konuştu.

Çeşitli ülkeler arasındaki gerilimlerin yeni ekonomik gruplaşmalar oluşturduğunu belirten Seyit Ardıç, BRICS’e 6 yeni üye eklenmesinin bunun bir örneği olduğunu bildirdi.

BRICS’in batıya meydan okuyan önemli bir aktör olduğunun altını çizen Ardıç, G-20 zirvesinde ise Hindistan'ı Ortadoğu ve Avrupa'ya bağlayacak yeni bir ticaret yolu girişiminin öne çıktığını dile getirdi.

Türkiye’nin bu projede yer almamasının altyapı yatırımları yönünden bir kayıp olduğunu belirten Ardıç, “Kuşak-Yol Projesinde Çin yatırımlarından da henüz yüksek seviyede istifade etmedik” dedi.

Çin ve Hindistan’ın Orta Doğu ve Avrupa pazarlarına daha ucuz ve kolay erişiminin Türkiye açısından rekabetin daha fazla artması anlamına geleceğini dile getiren Ardıç,

“Bu ülkeler aynı zamanda yüksek nüfusları nedeniyle gelişmiş ülkeler için önemli ihracat pazarlarıdır. Ülkemiz, ihracatta ve ithalatta yakın ülke olma avantajını kaybetmemek ve yeni yolları iyi değerlendirebilmek için mutlaka rekabet gücünü arttırmak durumdadır” diye konuştu.

Türkiye’de yeşil ve  dijital dönüşüm kavramlarının sıkça kullanılmasına rağmen, uygulamada zorluk çekildiğine vurgu yapan Seyit Ardıç, dönüşüme ABD’nin yıllık 391 miyar dolar, AB’nin de yıllık 270 milyar dolar ek kaynak tahsis ettiğini vurguladı.

Dünyadaki gelişmelerin dışında kalmamak için firmalar güncel teknolojilerle üretime geçmesi, bunun için de anlamlı ve yeterli düzeyde teşvik edilmesi gerektiğini kaydeden Seyit Ardıç, sanayi alanlarının artırılması yanı sıra giderek büyüyen işgücü sorununun acilen ele alınması gerektiğine vurgu yaptı.

Dış ticaret hacminin genişlemesinin kalkınmaya büyük katkı yaratığına değinen Ardıç, ilaç ihracat değerinin çimento ihracat değerinden 395 katına ulaştığı bilgisini vererek, katma değeri yüksek ürünlere odaklanılması gerektiğini aktardı.

Türkiye’nin önde gelen 22 şirketinin bir spor ayakkabısı markasının piyasa değerine ancak eşit olabildiğini dile getiren Ardıç, uluslararası düzeyde rekabet edebilecek marka firmalar yaratmaya önem verilmesini istedi.

“ASO sanayideki dönüşüme göre yeniden yapılandırıldı”

Sanayi sektörünün bir dönüşüm içinde olduğunu dile getiren Seyit Ardıç, bu değişime ayak uyduracak şekilde ASO’nun kurumsal organizasyonunu yeniden yapılandırdıklarını bildirdi. Ulusal ve küresel trendleri dikkate alarak yeni birimler oluşturduklarını söyleyen Ardıç, bu kapsamda Uluslararası İlişkiler ve Dış Ticaret Müdürlüğü, Yenilikçilik ve Girişimcilik Müdürlüğü kurulduğu bilgisini verdi.

“Karbon vergisinin maliyeti 60 milyar doların üzerinde olacak”

Türkiye’nin yeşil dönüşümü ıskalama ansı olmadığını, geç kalmanın da maliyetinin yüksek olacağını belirten Ardıç, “Ekonomik açıdan baktığımızda ise, AB’nin karbon vergisinden en fazla etkilenecek ülkeler arasında yer alıyoruz. 2040 yılına kadar Türkiye’ye maliyetinin 60 milyar $’ın üzerinde olması bekleniyor” dedi.

Seyit Ardıç, “AB Yeşil Mutabakatının ASO Üyesi İşletmeler Üzerindeki Etkilerinin Yönetilmesi” projesini de tamamladıklarını kaydederek, tüm sektörler için hazırlanan kapsamlı yol haritasını yakın zamanda üyelerle paylaşacaklarını aktardı.

EKONOMİ Yazarı, TEPAV Kurucu Direktörü Prof.Dr. Güven Sak, Dünyadaki ve Türkiye’deki Gelişmeler ile Dijitalleşme ve Yeşil Ekonominin Getirdikleri başlıklı bir sunum yaptı.

Dünyadaki karışıklığın risk kadar fırsatlar da doğurduğunu belirten Güven Sak, Türkiye’nin erken davranması halinde kazananlar arasında olma ihtimalinin kaybedenlerden olmasından daha yüksek olduğunu ifade etti.

Günümüz teknolojisinde karbon salımını artırmadan büyümenin mümkün olduğunu söyleyen Sak, “Ya bu teknolojik sıçrama içinde yer alacağız ya da bir kenarda sonuçların ortaya çıkmasını bekleyeceğiz” dedi.

“Yeşil dönüşüme dikkat etmeyen bankaların kendisi de fon bulamayacak”

Yeşil Dönüşüm sürecine yeni parametrelerin gündeme geleceğini anlatan Sak, bu dönemde oda ve borsaların önemli faktörlerinden birisinin de karbon salımların ölçümü olacağını vurguladı.

Bankaların da kredi verirken artık bu parametrelere dikkat edeceğini bildiren Güven Sak, “Buna dikkat etmezse bankalar kendileri de fon bulamayacak. Bu mevcut haliyle risk, hazırlığı şimdi yaparsak bizim için fırsat haline gelir. Dünyanın her tarafında fonlar var, bunu kullanmak için yapılanmalıyız. İller Banası, Kalkınma Yatırım Bankalarının kapasitesi hızla güçlendirilmeli” uyarısında bulundu.

Lojistik maliyetlerinin çok yükseldiğini, yurt dışına ürün göndermenin yurt içine göndermekten daha ucuz kaldığını söyleyen Sak, enflasyonun verimlilik analizi yapma ihtimalini ortadan kaldırdığını, hesap yapma gücünü azalttığını belirtti.

“Merkez Bankası’nın itibar açığı”

Merkez Bankası’nın enflasyon hedefi ile gerçekleşme beklentisi arasındaki farkı ‘Merkez Bankası itibar açığı’ olarak tanımlayan Güven Sak, eski Merkez Bankası başkanları dönemindeki farkları içeren bir tablo aktardı. Sak, bu açığın son yıllarda giderek büyüdüğünün altını çizerken, günümüzde tekrar tersine döndüğünü belirtti. Sak, “Önceki dönem politikaları devam ediyor ama sistematik olarak hedefe yönelik politika kullanıldığını görüyoruz. Yapılanların önemli bölümü olumlu, yol doğru görünüyor” dedi.