CHP'de genel başkanlığa bir aday daha

CHP Genel Başkanlığına aday olacağını duyuran Ünal Karahasan, "38. Kurultay’ımızda genel başkanlık organının kaldırılarak genel sekreterlik yaklaşımına geçilmesini önermeye geldim. Sen, ben, o, biz, siz, onlar; hepimiz, birlikte çok şey başarabiliriz diyen birleşik özne olunmasını önermeye, tartıştırmaya, anlatmaya, anlamaya geldim." açıklaması yaptı.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
CHP'de genel başkanlığa bir aday daha

Yazar Ünal Karahasan, partinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında CHP Genel Başkanlığına aday olacağını açıkladı.

Karahasan, CHP Grup Başkanı Özgür Özel ve Örsan Kunter Öymen'in ardından aday olacağını açıklayan 3. isim oldu.

Karahasan, şunları söyledi:

“CHP'nin ebedi lideri, Genel Başkanı Mustafa Kemal Atatürk'tür. Ben CHP’de önemli bir tartışmanın açılmasını önermeye geldim. Kibir üreten, otoriteryan bir bakış üreten; zaten oryantal bir toplum olmanın kodlarından hepimize zaman zaman sirayet eden benmerkezciliği aşan, taşan yeni bir anlama yönelmeyi düşünmeye, tartışmaya geldim. 38. Kurultay’ımızda genel başkanlık organının kaldırılarak genel sekreterlik yaklaşımına geçilmesini önermeye geldim. Sen, ben, o, biz, siz, onlar; hepimiz, birlikte çok şey başarabiliriz diyen birleşik özne olunmasını önermeye, tartıştırmaya, anlatmaya, anlamaya geldim.

Evet yel değirmenleri ile kavga etmek, evet bir mizansen, bir oyun değil… Gerçekten, CHP Genel Başkanlığı’nı genel sekreterlikle dönüştürerek; örgüt tabanının ve örgüt organlarının aşağıdan yukarıya birleşik özne yaklaşımıyla onarılmasını, Türkiye'ye böyle bir yöntemin önerilmesini dünya siyasal tarihinde yeni bir çığır açılmasını sağlamaya, belki bugün Genel Başkan adaylığı açıklamaya ama özü itibarıyla CHP Genel Sekreterliği’ni inşa etmeye ve orada hizmet etmeye, aday olmaya geldim.

Şu hâlde topluma yön veren siyaset müessesesi, özellikle üst düzey temsilcileriyle topluma yol gösteren, topluma umut olan, toplumu yarına doğru azmettiren bilge kutup insanları olmakla yükümlüdürler. Bunu başaramıyorlarsa bu bir keşmekeşten çıkamaz. Yani meşguliyet için değil, mesuliyet için siyaset edep erkanındayız. Ben oraya geldim. Orada dertleşelim, denkleşelim istiyorum. Galiba günümüzün hem ülkemizde hem de dünyada üslup olarak siyasete taşıması gereken bir yaklaşım, yönetenlerin eğer topluma borcu varsa ödesinler. Bu bir imkan, olanak.

"Alan değil veren siyaset mümkün"

Ödemişlerse lütfen başka borçları olanlar gelsin. Onlar da ödesin. Genelde hele de ülkenin şu anki koşullarında insanlardan ikinci MTV’nin alınması, vergilerin artırılması, KDV'nin artırılması. Siyaset habire toplumdan bir şeyler istiyor. Ünal Karahasan diyor ki alan değil, veren siyaset mümkün. Siyaset hem fikren bir borç ödeme yeri hem de toplumun insanların hayatlarını zenginleştirme alanı olarak yeniden tasarlanmalı. 13 yıldır çok sevgili genel başkanımız, çok sevgili MYK üyeleri, partimizin üst düzey kadrosu, size ne oldu da biz bunca umutlanmışken 6-7 ay önce kiminiz bakan, kiminiz milletvekili devam ediyorsunuz? Bir iktidar beklentisi içine girmiştiniz de altı ay sonra neyi neyle değiştirmek istiyorsunuz? Kimi kimle değiştirmek istiyorsunuz? Ben bakıyorum arkadaşlar. Vallahi borcunuzu ödediniz. Müsaade edin. Bizim de bu topluma borcumuz var. Şu güzel ülkeye, insanlığa, kurda, kuşa, börtü, böceğe borçlarımızı ödememize müsaade edin arkadaşlar. Sahneyi bırakın, biraz da başka insanlar doldursunlar. Yeni bir şey söylemiyorum. Aktüel, güncel ve duygusal düşünen bir insan değilim. Politik olarak duygusal düşünen bir insan değilim. Mesela bizim partimiz güçlendirilmiş parlamenter sistem derken ben yıllardır CHP’ye güceniyorum, yüreğime taş basıyorum. Genel Başkana mektuplar gönderiyorum. Diğer politik mevkideki arkadaşlarımıza önermeler gönderiyorum. Faydalı olamıyorum. Etkileşim sağlayamıyorum.

Bu partiler birbirine sarılmalı. Sayın Erdoğan ile Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, derhal, tekrar, eskiden olduğu gibi Cumhurbaşkanıyla, ana muhalefet lideri haftalık toplantılarını yine yapmalı. Birbirimize sarılacağımız, kucaklaşacağımız bir çağ. Şu anda iktisadi olarak Türkiye naslarla başladı, Allah korusun iflaslarla gidecek gibi. Bu kadro, iktidar olmamız şart değil, ne öneriyorsa Sayın Erdoğan’a brifing versin, gitsin, arz etsinler. Yapay zekaya karşı yata zeka öneriyorum. Tasavvufun, bilgeliğin, insanı araçsallaştıran değil, insanı amaçlayan bir boyutundan ilerleyelim istiyorum. Bu siyaset niye birbirine hücum ediyor, taarruz ediyor?

Bir solcu olarak paramental sistemi yıkmaya geldim. Bu paramental sistem insanı bir daha geri döndürülemez bir şekilde robotik bir esarete doğru götürmekte. CHP öncülüğünde biz ülkede yeni bir tartışma açabilir. Belediyeler sadece siyaseten falanca partiden değil, yaptıkları hizmetlerle de toplumla birlikte kazanılan merkezlere dönüştüğünde peşi sıra dünyayla kenetlenmemiz de lazım. Bunu da CHP öncülüğünde yapacağımız yer, Sosyalist Enternasyonel’dir. Bizim partimizin genel başkanları partideki hizmetlerinden sonra, ülkeye borçlarını ödedikten sonra, bir de dünyaya borçlarını ödemek üzere Sosyalist Enternasyonel başkanlığına gitmelidirler. Ve ben çok değerli Genel Başkanımızı, partideki görevlerinden sonra Sosyalist Enternasyonel başkanı olarak görmeyi Türkiye için bir kazanç ve kıvanç olarak hayal ediyorum.” (ANKA)