Prof. Dr. Özatay, "İşler yolunda giderse" deyip faizin düşürüleceği tarihi açıkladı

Merkez Bankası eski Başkan Yardımcısı ve EKONOMİ Gazetesi yazarı Prof. Dr. Fatih Özatay, faizin ne zaman indirilmeye başlanacağı yönündeki tahminini paylaştı. Özatay, ekonomi yönetiminin uyguladığı programın zayıf yönünün ise 'itibar' olduğunu belirtti.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Prof. Dr. Özatay, "İşler yolunda giderse" deyip faizin düşürüleceği tarihi açıkladı

Prof. Dr. Fatih Özatay, CNBC-e'de yayınlanan Kazandıran Strateji programına katılarak Güzem Yılmaz Ertem'in sorularını yanıtladı.

Özatay, ekonomi yönetiminin sürdürdüğü programın doğru yolda olduğunu ama eksik olduğunu ifade ederek, "Güven artırıcı ek adımlar atmak gerekiyor." dedi.

Türkiye'deki programların zayıf karnının itibar olduğunu vurgulayan Özatay, "İlk dört ayın ödemeler dengesi verisi sevimsiz" ifadelerini kullandı.

Merkez Bankası eski Başkan Yardımcısı, işlerin yolunda gitmesi halinde, "Eylülden itibaren faiz indirmeye gideceğiz" dedi.

Prof. Dr. Fatih Özatay, Türkiye'deki enflasyonun yüksekliğine dikkat çekti. Özatay, "Biz yıl sonunda yüzde 40'a düşürsek bile 190 ülke içerisinde en yüksek altıncı enflasyona sahip olacağız. 160 ülkenin enflasyonu yüzde 15'in altında. Yüzde 40'tan sonraki hedef de yüzde 14'e düşürsek bile halen yüksek olacak enflasyon" diye konuştu.

Merkez Bankası eski Başkanı, net artıya geçen rezervlerin halen yetersiz olduğu görüşünde.

Prof. Dr. Özatay'ın yanıtlarından satır başları:

Cari dengede iyileşme görülecek mi?

"Şu anda yapılan sıkılaştırmaya program nasıl eşlik ediyor. Şu anda sadece parasal sıkılaşma var. Bir de bütçe açığını azaltmak için bazı adımların atılması gerekiyor. Dolayısıyla tam bir program yok, yapısal ayağı yok bunun. Bu parasal sıkılaşmanın büyüme dostu olması beklenmez, büyümeyi düşürmesi beklenir. Şu ana kadar sadece birinci çeyrek verileri var ama büyümedeki beklenen azalma gerçekleşmedi. Ama enflasyonla baş etmek istiyorsa ve programda böyle yarım olacaksa mecburen büyüme de daha düşük düzeylere inecek. Negatif büyümeden bahsetmiyorum elbette, potansiyelinin altına inecek. Böyle olursa da petrol fiyatlarının artmayacağı varsayımıyla cari işlemler açığının azalması bekleniyor. Bir miktar da görüyoruz bunu anlaşılan yıl sonunda doğru 25 milyar dolara inecek cari işlemler açığı.

İhracatta bir sorun yaşanacak mı?

Çok sayıda ihracatçı şikayet ediyor. Bunun bir nedeni verimli çalışmayanlar var. Verimli oldukları için kuru dert etmeyenler var. Sadece kur nedeniyle ayakta kalabilenler var. Hele bunlar bir de ara malı ithalatını az yapıyorlarsa kurdaki düşüş bunlar için bir avantaj teşkil etmiyor.

Türkiye'de enflasyon çok yüksek. Biz yıl sonunda yüzde 40'a düşürsek bile 190 ülke içerisinde en yüksek altıncı enflasyona sahip olacağız. 160 ülkenin enflasyonu yüzde 15'in altında. Yüzde 40'tan sonraki hedef de yüzde 14'e düşürsek bile halen yüksek olacak enflasyon. Türkiye'de enflasyonun ana belirleyicisi döviz kuru. Enflasyonu düşürmek için de kurdaki artışın enflasyonun altında kalması gerekir. Dolayısıyla bu kötü etkilenecek ama sabretmeleri lazım. Çok ucuz kredi veriliyorken şikayet etmek gerekiyordu. Enflasyonu düşürmek için uluslararası gelişmeler de lehimize.

"Programın zayıf karnı itibar"

Türkiye'de program tasarlarken zayıf karın itibar sorunu oluyor. Sonuçta dış borca bağımlı bir ülke Türkiye. Eğer büyümesinin çok düşmesini istemiyorsa ortaya çıkacak cari işlemler açığını finanse edebilmesi gerekiyor. İlk dört ayın ödemeler dengesi verisi bu açıdan sevimsiz. Ocak ayında net sermaye çıkışı var. Şubat mart nisanda giriş var ama ihtiyacın altında kalmış. Dolayısıyla mayıs ve hazirandaki giriş önemli. Bu giriş tek başına faizle olabilecek bir şey değil. Güven artırıcı ek adımlar atmak gerekiyor. Eylülden itibaren faiz indirmeye gideceğiz işler yolunda giderse. Sadece para politikasıyla işler olmuyor. Ek adımlara ihtiyaç var. Şu anda doğru yolda program ama eksik.

Merkez Bankası rezervleri yeterli mi?

Çok garip bir para politikası uyguladık. KKM o dönemin ürünü. Sonrasında iş başına geçen yeni bakanımız da rasyonele döneceğiz dedi. İşler bir çırpıda düzelmiyor tabii. Politika faizini bir kenara bırakırsanız mevduat faizi daha iki aydır doğru yerde. O doğru yere oturmayınca bu liralaşmayı da göremiyorduk. Olumlu yönde gidiyor ama biraz yavaş gidiyor. Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra faiz daha hızlı yükseltilebilirdi. Dolar 30 liraya çıkmayabilirdi. Rezerv çok düşük halen artması gerek, KKM yüksek. Bu belalardan kurtulabilmek için bizim sabretmemiz gerekiyor. Daha enflasyonu düşürmeye başlamadık bunu unutmamak gerekiyor.

Dezenflasyon süreci için kuru baskılamak yeterli mi?

Enflasyon 40'e gelecek gibi görünüyor. 40 olmazsa 42-43 olur. Enflasyonu yüzde 75 olan bir ülke için 1-2 puanlık sapmalar çok önemli değil. Düşüş baz etkisiyle gelecek, döviz kurunun da etkisi olacak. Ocak ayından beri enflasyonun altında artan bir döviz kuru var son iki aydır da yatay gidiyor. Temel mesele 2025'te hedef alınan yüzde 15'e gidecek mi? Orada da ince ayar gerekiyor. İhracatçıları sürekli şikayet eder halde bırakamazsınız. Merkez Bankası bir yandan rezerv artırıyor. Dolar almazsa kur aşağıya gidecek. Eylül toplantısında Merkez Bankası faiz indirmeye başlayabilir. Faiz indirmeye başlarsa kurdaki baskı azalabilir. Çok zor olmayan pratik adımlar güveni destekler.

Merkez Bankası'nın gelecekteki enflasyona göre faiz belirlemesi gerekiyor. Bunu da mudiye anlatmalı. En fazla 3 aylık vade yapıyorsun 32 günden bileşiğini aktarmak gerekiyor. O kısım karışık. Bu karmaşanın bir kısmı da sadece politika faizine dayanan bir program olması."