Türkiye’nin davası, daha iyi bir yarındır

Şeref OĞUZ
Şeref OĞUZ ÖNERİ - YORUM

Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olur. Dert, dava ettiğin her şeydir. Bir şeyi kendine dert edinmektir dava… Çözüme ihtiyaç duyulan her şey, dava konusu demektir. Dava, çözülemeyendir. Neyi dava ettiğine dikkat etmeli insan; zira neticede hayat seni dava ettiğine çevirecektir.

Hukuk davayı, hukuki bir sonuç elde etmek, bir hüküm sağlamak için bir yargı organına başvurma olarak tanımlar. Felsefede dava, öne sürülerek savunulan düşüncedir. İnançla çerçevelenmiş amaç, gerektiğinde uğrunda ölünecek gaye… Davası barış olanın kavga ile niza ile işi olmaz.

DERTLERİMİZN KAVŞAĞINDA DAVAMIZ VAR

Özünde; sorun vardır davanın… Sorun yoksa dava da yoktur. Davası olmayanın tasası da yok demektir. Kimi açlığı dava eder kendine… Kimi de ahlakı… Kimi geçim gailesini, kimi ülke istiklâlini… Ülkü diye dilimizde fazlaca tutunmayan bir karşılığı vardır Arapçadan gelen “dava” kelimesinin…

Güzel bir karşılıktı oysa… Hatta Atatürk, manevi kızının adını Ülkü (dava) koymuştu. Onun davası Türkiye idi. Ülküsü de o oldu zaten. Argoda dava, adı bende saklı sevgili demektir. “Yar ismini desem olmaz / düşer dillere dillere” der Emrah. Haklıdır da… Bu yüzde sevgilinin zamiri oluverir dava…

İKİ SORU İKİ CEVAP /Davaya dair…

Dava sır saklamak için etkili bir araç mıdır?

Kaldı ki bu zamir, sadece sevgili için de kullanılmaz. Dillendirilmesi risk taşıyan mevzudan bahsetmek gerektiğinde “o davadan” söz edersin. Hem hatırlatmış hem de sırrını saklamış olursun.

Dava tutku olur mu?

Yine de şairane karşılığı, daha baskındır davanın… Harput folklorunda yüksek minare türküsü, bunun ispatıdır adeta; “Bülbülün gül ile har davası var / Ellerin benimle ne davası var.” Zaten aşk ile başım belada iken ellerin beni dava etmesini anlamıyorum diyor meçhul âşık…

not - Davası olanların inancı not zafere taşır

Dava, çözüm iddiası taşımaktır. Davasından dönen makbul sayılmamıştır. Davayı satan da öyle… Yola çıktıklarını yolda bulduklarına değişen hem yolundan hem de yoldaşından olur. Dava o yolun adıdır. Davası olmayanın, tasası da yok demektir. Davan ne ise hayat seni ona dönüştürür.
Dava; değer ve inanç manzumesidir aklı ve vicdanı olana… Barışı kendine dava edenin kavga ile işi olmaz. Derdi kavga olanın da huzur ve barış ile…

Peki, Türkiye’nin yarın davası ne olmalıdır? Eğer uygarlık talebimiz yoksa yarın bize iyi davranmayacaktır. Neticede yarın, hiç kimseye vaat edilmemiştir ancak öngörülebilir. Öngörü, yarına dair davalar bütünüdür. Şayet daha iyi bir yarın uğruna dünü geride bırakma gayreti oluşmuşsa, bu tam da bir ulusun uygarlık davası olmuş demektir.

Davası olmak, iddiadır. Cumhuriyetin 100’üncü yılında ekonomiyi ilk 10 ülke arasına taşımak, bir dava idi. İhracatın yıllık 500 milyar $’a çıkarılması; iddialı bir dava idi. Milli gelirin 1 trilyon $’a tırmandırılması bir kalkınma davası idi. Ancak olmadı.

Neden? Çünkü biz bu davamıza sadık kalamadık, davadan döndük, popülizme daldık, konforu seçtik.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Gölgelerin gücü adına 19 Temmuz 2024
Çin çarpmasına dikkat! 12 Temmuz 2024