ETB Başkanı Zeydan: 15-20 yıllık ulusal tarım planları oluşturmalı ve uygulamalıyız

Türkiye’nin Avrupa’nın en geniş ve en temiz tarımsal alanlarına sahip olduğunu belirten Ömer Zeydan, yüksek tarımsal üretim potansiyeline rağmen, Türkiye’nin bazı tarım ve hayvancılık ürünlerini ithal etmek zorunda kaldığını, ithalatın önüne geçmek ve katma değeri yüksek ürün ihracatı için planlamanın şart olduğunu söyledi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
ETB Başkanı Zeydan: 15-20 yıllık ulusal tarım planları oluşturmalı ve uygulamalıyız

ABDULLAH SÖNMEZ / ESKİŞEHİR

Yüksek girdi maliyetleri ile her yıl belirlenen alım fiyatlarının beklentileri karşılamamasının üretilen ürün çeşidinin değişmesine neden olduğunu belirten Eskişehir Ticaret Borsası (ETB) Başkanı Ömer Zeydan, Türkiye'nin önemli tahıl ambarlarından biri olan Eskişehir'de, çiftçinin buğdayın alternatifi olarak mısır ve yağlık ayçiçeğine yöneldiğini söyledi. Mısırda birim başına elde edilen verim ve gelirin diğer tarımsal ürünlere göre daha yüksek seviyede olması nedeniyle üretimin her yıl arttığını aktaran Zeydan, mısır bitkisinin tükettiği su miktarının diğer çeşitlere kıyasla çok fazla olduğuna dikkat çekti. Zeydan, bu tespitin Eskişehir'in yanı sıra ülke tarımı için göz ardı edilemez boyutta tehdit içerdiğine vurgu yaptı.

Eskişehir Ticaret Borsası Başkanı Ömer Zeydan, ülke tarımındaki son gelişmeler, planlama döneminde yapılması gerekenler ve sektörde yeşil dönüşümün sağlanması gibi konularla ilgili EKONOMİ gazetesi Eskişehir Temsilcisi Ali Baş’a açıklamalarda bulundu.

Uzun vadeli planlama yapılmalı

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de tarımın büyük ölçüde doğa koşullarına bağlı, risk ve belirsizliği oldukça yüksek bir ekonomik faaliyet olduğunu anlatan Ömer Zeydan, "Sektörün bu özelliğinden dolayı tarımsal üretimde öne çıkan ülkeler tarıma özel ilgi göstererek tarım politikalarını belirlemişlerdir. Son yıllarda global olarak yaşadığımız bir takım ekonomik ve sosyolojik gelişmeler, bölgesel savaşlar, askeri tehditler, çeşitli ambargolar, pandemiler, iklimsel felaketler ve benzerleri Türkiye'nin ekonomik ve stratejik geleceği açısından tarımın hiçbir şekilde ihmal edilmemesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Avrupa'nın en geniş ve en temiz tarımsal alanlarına sahip olmamıza ve çok yüksek tarımsal üretim potansiyelimizin varlığına rağmen, Türkiye ne yazık ki bazı tarım ve hayvancılık ürünlerini ithal etmek zorunda kalıyor. İthalatın önüne geçmek ve katma değeri yüksek tarıma dayalı ihracatımızı daha fazla artırmak için sektörün gelecek planları üzerinde çok çalışmalıyız. Katma değer yaratan tarımsal gelişim için yüksek kapasiteli tarımsal üretim modelleri geliştirmeli ve 15-20 yıllık ulusal tarım politikaları çerçevesinde planlar oluşturmalı ve uygulamalıyız” diye konuştu.

"Bölgeye özgü ürün deseni planlaması yapılmalı"

Üreticilerin yüksek gelir elde etme hedefiyle yürüttükleri tarımsal faaliyetlerde en fazla gelir getireceğine inandıkları ürünlere yöneldiklerine değinen Ömer Zeydan, şunları söyledi: "Ürünlerin yetiştirme yöntemiyle ilgili üretici bilgi düzeyi ve ürünün bölge koşullarına uyumu önem taşısa da ürün seçiminde en önemli etken önceki dönem tarımsal ürün fiyatlarıdır. Önceki dönemde üretim alanı, iklim koşulları gibi çeşitli sebeplerle arz miktarı düşük olan ürünün fiyatı artmakta, bu durum üreticilerin yüksek gelir sağlama hedefiyle aynı ürünü bir sonraki yıl yüksek miktarda üretmesine neden olmaktadır. Bu süreçte su ve toprak varlığının korunması ikinci planda kalmakta, en fazla geliri getirecek ürünü en yüksek miktarda üretme hedefi öne çıkmaktadır. Bu noktada su potansiyeli, iklim koşulları, toprak yapısı gibi etmenler göz önünde bulundurularak bölgeye özgü bir ürün deseni planlaması yapılması, gıda güvencesi ve doğal kaynakların sürdürülebilir şekilde kullanımının desteklenmesi gerekmektedir."

İklimsel değişiklikler, yüksek tarımsal girdi maliyetleri ve ürün başına verilen desteklerin çok çeşitli, düzensiz ve hatta zaman zaman amacına hizmet etmediği gerçeğinin de Türkiye'de ürün deseninin farklılaşmasına neden olduğuna dikkat çeken Ömer Zeydan, "Bilim insanları, küresel ısınmanın sonuçlarının tarımsal üretim üzerindeki olumsuz etkilerinin önümüzdeki yıllarda şiddetlenerek artmaya devam edeceği öngörmektedirler. Çiftçinin iklim koşullarına ayak uydurabilmesi için en azından atadan kalma tarımsal yöntemlerden artık vazgeçmesi ve modern tekniklerle tarım yapması gerekliliği yüksek derecede önem arz etmektedir. İklimsel değişikliklerin sonuçlarıyla mücadele edebilmek ve tarımda arzu edilen gelişmeyi sağlayabilmek için çiftçilerimizin bilinçli ve modern tarım uygulamalarına yönelmesi olmazsa olmaz bir koşuldur" ifadelerini kullandı.

Yeşil dönüşüm ve teknolojinin önemi

Tarımsal üretimde çoğunlukla geleneksel yöntemlerle gerçekleştiğini dile getiren Zeydan, üretim süreçleri ve kullanılan kaynakların miktarının çiftçilerin bilgi ve deneyimine göre belirlendiğini söyledi. Toprağa bilinçsizce verilen gübrenin bir kısmı bitki tarafından kullanılırken, geri kalan kısmının zayi olmakla birlikte çevre kirliliğine de neden olduğunu vurgulayan Zeydan, bu yanlış uygulamanın hem toprağın yapısını bozduğunu, hem yer altı suları açısından risk teşkil ettiğini  hem de girdi maliyetini yükselttiğini aktardı. Tarımın çevreye zarar veren etkilerinin azaltılması ve yeşil dönüşümün sağlanması için yüksek teknoloji kullanımının kritik önem taşıdığını belirten Ömer Zeydan, "Tarımda gerçek anlamda yeşil dönüşümün sağlanabilmesi için en önemli yapısal müdahale ürün deseninin değiştirilmesine yönelik çalışmalar olmalıdır. Bu süreçte bir yandan üreticilerin mevcut gelir düzeylerini korurken ve hatta artırırken aynı zamanda bölgenin doğal kaynak potansiyeline ve iklim, toprak gibi diğer koşullarına uyum sağlayacak ürünlerin belirlenmesi de gerekmektedir. Bunun yanı sıra yüksek teknoloji kullanımının yaratacağı ithalat artışının engellenmesi için Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinin bu alana da odaklanması ve yeni yerli teknolojiler üzerine çalışmalar yapılması gerekliliği de doğmaktadır" dedi.

Eskişehir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Zeydan, kalkınma planında tarım sektörünü yakından ilgilendiren; tarımda toprak ve su kaynaklarının yönetimi, teknolojinin kullanımı, gübre ve tohumda yerlileşme, kırsal kalkınma, su yönetimi ve iklim değişikliğinin sürdürülebilir kalkınmaya etkilerinin ele alınmasının ülkemizdeki yeşil dönüşüm çalışmaları için olumlu etkiler sağlayacağını kaydetti.

50 bin ton kapasiteli lisanslı depo kuracak

Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında kurmuş oldukları "Eskişehir Ticaret Borsası Lisanslı Depoculuk A.Ş." bünyesinde 50 bin ton kapasiteli Lisanslı Depoculuk Sistemi yatırımı yapacaklarını açıklayan Ömer Zeydan, orta vadede kapasiteyi  120 bin tona çıkarmayı hedeflediklerini söyledi. Bu sistemle bölgede üretilen hububat, yağlı tohum vb. tarım ürünlerinin, emniyetli ve sağlıklı koşullarda depolanmasını sağlayacaklarını anlatan Zeydan, ürün sahiplerinin lisanslı depoya teslim ettikleri ürünler karşılığında aldıkları elektronik ürün senetleri (ELÜS) ile farklı bir teminat gerekmeksizin bankalardan daha kolay ve ucuz krediye ve finansmana ulaşacaklarını dile getirdi.

Lisanslı depolama yatırımları hayata geçtiğinde hasat döneminde arz fazlalığı sonucu oluşan fiyat düşüşlerinin önüne geçileceğine dikkat çeken Zeydan, "Çiftçimiz arz yığılması nedeniyle oluşan fiyat düşüşlerinden daha az etkilenerek lisanslı depolardaki ürününü daha yüksek fiyattan diledikleri zamanda ve kolaylıkla satabileceklerdir. Bununla birlikte çiftçilerimiz depolama masraflarından kurtularak, ürünleri güvenli, sigortalı ve sağlıklı şekilde modern depolarda muhafaza edebilecek. Lisanslı depoculuk sisteminin sanayiciye de önemli katkıları bulunmaktadır. Sanayicimiz ihtiyaç duyduğu ürünü istediği miktar ve kalitede olmak üzere lisanslı depolardan kısa sürede temin edebilecek ve böylelikle depolama ve nakliye masraflarını da minimize etmiş olacaklardır" diye konuştu.

ETB olarak öncelikle tarımsal çevrenin korunmasına, ürünlerin pazarlama yöntemlerine ve sürdürülebilirlik olgusuna önem verdiklerini vurgulayan Ömer Zeydan, tarımsal ve hayvansal üretimde modernizasyona, ürün çeşitliliğine, kaliteli tarımsal üretime, doğru ve sağlıklı tohum ve gübreleme uygulamalarına ve organik ürün yetiştirilmesine de hassasiyetle yaklaştıklarını belirterek bu amaçla her yıl birkaç kez çiftçilere, Ziraat Odalarına, ziraat mühendislerine, hububat alıcılarına kısaca tüm tarım paydaşlarına yönelik bilgilendirme toplantıları yaptıklarını dile getirdi. Zeydan, sözlerine şöyle devam etti: "Bu seminerlerde, yanlış zamanda yanlış gübre seçimi, yanlış miktarda gübre kullanımı, yanlış tohumun ve yanlış çeşidin seçilmesi, vahşi sulama yöntemleri vb. uygulamaların elde edilecek ürün miktarını ve kalitesini düşüreceğini ve çiftçimizin sermayesi olan tarım arazilerimizin verim gücünün uzun yıllarca telafi edilemeyecek şekilde azaltacağını bilimin ışığı altında anlatmaktayız. Burada tüm tarım paydaşlarımızın kazanç - fayda ilişkisini doğru kurmalarına yardımcı olmaya çalışıyoruz."

"Bilinçli ve modern hububat yetiştiriciliğinin önünü açtık"

Çalışmaları neticesinde bu hasat dönemi elde edilen tarımsal verilerin geçmiş hasat dönemlerine kıyasla daha olumlu ve sevindirici olduğunu aktaran Ömer Zeydan, "Eskişehir Ticaret Borsası olarak, çabalarımızın en önemli sonuçlarından biri, ‘doğruların bir araya getirildiği tarım uygulamalarıyla kaliteli ve sağlıklı üretim mantığının’ bölgemiz geneline yerleşmeye başlamasıdır. Bölgemizde verimlilik ve kaliteyi esas alan bilinçli ve modern hububat yetiştiriciliğinin önünün açıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Artık çiftçilerimiz ürünlerinin reel kalitesini ölçerek ve bilerek pazara arz ediyorlar. Ürünlerini aleni ve şeffaf olarak serbest rekabet ortamı koşullarının tam manasıyla sağlandığı Elektronik Satış Salonumuzda reel fiyattan alıcılara ulaştırabiliyorlar. Akıllı telefonlara indirilen "Eskişehir TB" adında bir uygulamamız var. Çiftçilerimiz ve tüm ilgililer telefonlarına bu uygulamayı indirip Elektronik Satış Salonumuzda gerçekleşen işlemlerin anlık fiyatlarını ve geçmiş fiyat bültenlerini anında görebilmektedirler. Bu sistemden hem kalite kriterlerine hem de diğer bilgilere ulaşabilirler" ifadelerini kullandı.

Sertifikalı tohum kullanımı yetersiz

Sertifikalı tohum kullanımının gereken miktarın çok altında kaldığını kaydeden Zeydan, "Bilinçli tohum seçimi yapılmıyor. Kulaktan dolma ve yine tavsiyelerle bir tohum çeşidinden diğer bir tohum çeşidine geçebiliyorlar. Süne zararlısıyla mücadelede çiftçimiz maalesef ilgisiz kalıyor ve mücadeleye yeterli düzeyde katılmıyor. Tüm bunlar eğitim eksikliğinden ve yüksek girdi maliyetlerinden kaynaklanıyor. Çiftçilerimiz tohum seçimi, gübreleme, tarla bitkileri hastalıkları, ekim biçim zamanlaması, sulama vb. konularda zirai olarak ne tür bilgiye-desteğe ihtiyaçları varsa borsamızı ziyaret ederek zirai danışmanımızdan her türlü bilgiyi ve desteği ücretsiz olarak alabilirler" diye konuştu.