Güneydoğu’da çiftçi ektiğini biçemedi, böyle giderse çiftçi tarlaya küsecek

Artan maliyetler ve kuraklığın etkisiyle rekoltelerde düşüşün yaşandığı Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman ve Kilis’te çiftçi, ürünlerini maliyetlerin çok altında satmak zorunda kaldı. Ziraat odalarının başkanları, acil desteğin şart olduğunu ve çiftçinin tarlaya küsmesinden endişe etiklerini kaydettiler.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Güneydoğu’da çiftçi ektiğini biçemedi, böyle giderse çiftçi tarlaya küsecek

Talip ÖZTÜRK

GAZİANTEP - Güneydoğu çiftçisi, bu yıl deyimin tam anlamıyla ektiğini biçemedi. Artan maliyetler ve kuraklığın etkisiyle rekoltelerde düşüşün yaşandığı Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman ve Kilis’te çiftçi, ürünlerini maliyetlerin çok altında satmak zorunda kalırken, önümüzdeki ekin dönemi için kara kara düşünüyor. Aynı zamanda Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında yer alan bu 4 ilde kuraklık sorunu da halen devam ediyor. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Ziraat Odası Başkanları DÜNYA’ya yaptıkları değerlendirmede, acil desteğin şart olduğunu ve çiftçinin tarlaya küsmesinden endişe etiklerini kaydettiler.

“1 kilo pamuk 16 lira, maliyeti 18 lira”

Hububat, antepfıstığı ve pamukta rekoltenin düşük olduğunu bu yıl çiftçinin, tarladan 1 kilo mercimek bile alamadığını ifade eden söyleyen Şanlıurfa Ziraat Odası Başkanı Ahmet Eyyüpoğlu, bölge çiftçisinin sorunlarını kuraklık, yarım kalan sulama projeleri, fıstığa destek verilmemesi, GES’in yaygınlaştırılması olarak sıraladı. Pamuğa ayrı bir parantez açan Başkan Eyyüpoğlu şunları kaydetti, “Türkiye’deki pamuğun yüzde 46’sı Şanlıurfa’da yetişiyor.1 kilo pamuğun maliyeti 18 lira. Ancak şu an pamuğun kilosunu16 liraya satıyoruz. Bunun bir an önce düzeltilmesi ve iyileştirilmesi gerek. Türki Cumhuriyetleri’nden gelen pamuğa kota koyulmalı. Çünkü Türkiye’de 2 milyon insan pamukla uğraşıyor. Öbür tarafta 10 firma ithalat yapıyor. Çiftçinin kaderi bu 10 firmaya bağlı olmasın istiyoruz.”

“Tütünde hasat maliyetleri karşılamadı”

Türkiye’nin en çok tütün üretimi yapılan 3 ilinden Adıyaman’da da çiftçi oldukça dertli. İsmi tütünle özdeşleşen Çelikhan İlçesi’nin Ziraat Odası Başkanı Abdurrahman Kaya, bölgede bir hastalıktan dolayı tütün rekoltesinin 7 bin tondan 5 bin tona düştüğünü söyledi. Üretimde kullanılan mazot, gübre ve ilaç fiyatlarının sürekli artması nedeniyle çiftçinin bu yıl hasattan umduğunu bulamadığını dile getiren Kaya, piyasaya kaçak sunulan tütünle de çiftçilerind aha da zor durumda kaldığını ifade etti.

“Kilis’e üvey evlat muamelesi yapılıyor”

Kilis Ziraat Odası Başkanı İbrahim Kara da bölgede en çok üretimi yapılan zeytin, antepfıstığı hububat ürünleri ve üzümde üretimin bu yıl çok düştüğünü söyledi. Özellikle hububatta bir önceki yıla göre yüzde 70 düşüş yaşandığını anlatan Kara, “İlimizde 1 milyon 50 bin dekarlık ekili alanın yüzde 55’inde hububat var. Sulama zaten bölgemizin kronik bir sorunu oldu. Bir türlü çözülemiyor. GAP kapsamına alınan 9 ilden biriyiz ama ne yazık ki Kilis’e üvey evlat muamelesi yapılıyor” dedi. Kentle özdeşleşen üzümde de 1 kilonun maliyetinin 4,9 lira olduğunu ancak üreticinin 3 liradan sattığını söyleyen Kara, çiftçiyi kurtarması için 5 liradan satılması gerektiğini belirtirken, şimdilerde ise üzüm bağlarının koparıldığını yerine de antepfıstığı ekildiğini kaydetti.  

“Çiftçinin ekemediği tarla, parası olana ‘yatırım aracı’ oldu”

Türkiye’nin en çok tarımsal ürün ihracatının yapıldığı kentlerden biri olan Gaziantep’te yeni ekin dönemi için çiftçiler kara kara düşünüyor. Ağırlıklı olarak antepfıstığı, zeytin ve hububat üretiminin yapıldığı kentte üretimde düşüşün yaşandığını söyleyen kentin en büyük ilçesi Şahinbey’de Ziraat Odası Başkanı Ali Çolak, “ilçede ağırlıklı olarak zeytin, antepfıstığı, hububat ürünleri ve bağcılık vardı. Ama son dönemlerde bağcılık azalmaya başladı” dedi. Çolak, birçok çiftçinin durumu içler acısı olduğunu belirterek, “Bundan 10 yıl önce bir çiftçi tarla sattığında öbür çiftçi alırdı. Şimdi bir çiftçi sattığında sanayici, yatırımcı iş insansı alıyor. Onlar da üretim yapmıyor, birkaç yıl sonra değeri artmış olarak tekrardan satıyor. Son zamanlarda girdi maliyetlerinin artmasından dolayı çiftçi arpa, buğday ve mercimekte para kazanamayınca mecburen ben de dâhil olmak üzere bölgedeki hububat alanlarını zeytin ve antepfıstığı ile ağaçlandırmak durumunda kaldık. Bu da ülkemiz için yanlış bir politika. Ama çiftçi kazanamayınca mecbur kalıyor. Hâlbuki antepfıstığını bugün diksen 15 yıl sonra sana meyve veriyor. Bu süre boyunca sürekli mazot, gübre, su gibi masrafları verecek. Bizim arpaya, buğdaya, mercimeğe de ihtiyacımız var. Bu da gelecek için çok büyük bir tehlike. 20-30 yıl önce Habur’a kadar tüm tarlalar mercimekle ekiliydi. Şimdi 50 tarla çıkmaz. Çiftçilerimiz bu yıl hububat alanlarında 1 lira gelir elde edemedi. Masrafların tamamı cebinden çıktı. Ben tarlamda 25 kilo tohum ektim, 25 kilom ürün elde ettim. Gübresi, ilacı, mazotu, işçiliği ve biçerdöveri hep cebimizden çıktı. Hububatta aşırı bir zarar ettik. Bu yıl fıstıkta var yılı olmasına rağmen, rekolte de ciddi düşüş yaşandı. Kuraklığın da etkisiyle önümüzdeki yıl da fıstık olmayacak. Fırat’tan 100 metre mesafedeki tarım arazilerimiz kuraklıktan kavrulmuş durumda. Çiftçi kendi imkânlarıyla bu suyu getiremiyor. Devletimizden Fırat’ın suyunu çiftçiyle buluşturmasını istiyoruz. Şimdi ekin dönemine giriyoruz. Tohumu toprakla buluşturacağız. Çiftçi hesap kitap yapıyor ama cebinde tohum alacak parası yok. Tarlayı boş bırakmak da çiftçiye ağır bir darbe vurur. Çiftçiyi yaralar. Çiftçi tarlaya ekerse mutlu oluyor” şeklinde konuştu.