'Tamamlayıcı emeklilik ve çalışma saati söylemleri gündemden kaldırılmalı'

Ege Bölge Sanayi Odası Meclis Başkanı İbrahim Gökçüoğlu, Türkiye’nin kişi başı milli geliri tüketim ağırlıklı 9/10 bin dolar seviyelerindeyken, üretim ağırlıklı batı ülkelerinin çalışma koşullarının örnek gösterilmesinin yanlış olduğunu vurguladı.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
'Tamamlayıcı emeklilik ve çalışma saati söylemleri gündemden kaldırılmalı'

DUYGU GÖKSU / İZMİR

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) gelir-gider dengesinin ciddi oranda bozulduğu ortamda, EYT (ekonomide yaşa takılanlar) uygulamasının bu açığı daha da artırdığını, şimdi de tamamlayıcı emeklilik söyleminin konuşulmaya başlandığını hatırlatan Ege Bölge Sanayi Odası (EBSO) Meclis Başkanı İbrahim Gökçüoğlu, popülizm uğruna daha kötü neticelere gidecek bir uygulama yapılmaması gerektiğini vurguladı.

1992 yılında erken emeklilikle yara almış Türkiye sanayisinin, geçtiğimiz yıl çıkarılan EYT ile hem maddi kayıp, hem deneyimli işgücü kaybı yaşadığını ifade eden Gökçüoğlu, şimdi de çalışma saatlerini kısaltma hazırlıkları ile karşı karşıya kalındığını belirterek, tüm paydaşların, kamu, işveren, işçi sendikaları gibi kurumların katılacağı, Türkiye gerçekleri çerçevesinde bir konsensüs sağlanarak, bu konuların gündemden kaldırılması gerektiğine dikkat çekti.

SGK bütçe açığı arttıkça, Türkiye’nin iç borç, dış borç ve faiz yükünün de devamlı arttığına dikkat çeken Gökçüoğlu, “Normal dünya standardında 4 çalışan 1 emekli kriteri geçerliyken, şu an ülkemizde 1,6 çalışan 1 emekli gerçeği söz konusu. Almanya ve Türkiye nüfus olarak yaklaşık aynı sayılarda, Almanya’nın gelişmişlik düzeyi bizim çok üstümüzde. Almanya’da çalışan sayısı 46 milyon, Türkiye’de ise 32 milyon. Almanya’da yaş ortalaması 44,6’yken, Türkiye’de 34. Almanya’da emeklilik yaşı 67, Türkiye’de ise EYT ile emeklilik yaşı 43’e kadar indi” ifadelerini kullandı.

Almanya’nın çok daha yaşlı nüfusa sahip olmasına rağmen, orada Türkiye’ye göre 1,5 kat sayıda kişinin çalıştığını söyleyen Gökçüoğlu, “Sonra bizim genç nüfusumuz var diyoruz. Toplumsal özeleştiri yapmamız şart, bunu siyasetten beklemek eşyanın tabiatına aykırı, bu görev iş alemi başta olmak üzere, STK ve kurumlara düşüyor. Netice olarak bu mevcut durum sürdürülebilir bir durum değil, toplumun her katmanının bu özeleştiri sürecinden geçmesi gerekiyor. Çalışabilir nüfusumuzu bir yandan erken emekli yaparken, diğer yandan da çalışma saatlerinin 40 saate düşürülmesini konuşuyoruz” dedi.

“Almanya’nın çalıma saatlerini indirmesi normal”

Gelişmiş batı ülkelerinde pilot uygulaması başlanan haftada 4 gün, 40 saat çalışma kriterleri örnek gösterilerek, Türkiye için de çalışma saatlerinin haftalık 40 saat olması gerektiği yönünde konuşmaların çeşitli toplantılarda yavaş yavaş gündeme oturtulmaya çalışıldığını ifade eden Gökçüoğlu, “Gelişmiş ülkeler sermaye birikimi, keşif, patent, dünya markaları ile son yıllarda da bilim, teknoloji devrimi yaparak üretim ağırlıklı kişi başı milli gelirlerini 45/50 bin dolar seviyelerine yükselttiler. Onların çalışma günlerini 4 güne, çalışma saatlerini 40 saate indirmeleri normal. Ayrıca, işgücü verimliliği de oldukça yüksek seviyede. Buna karşılık bizim sermaye birikimi, teknolojik gelişmemiz düşük, petrol, doğalgaz zenginliği olmadığı, kişi başı milli gelirimiz tüketim ağırlıklı 9/10 bin dolar seviyelerindeyken batı ülkelerinin çalışma koşullarını eşit olarak sağlanmasını örnek gösteriyoruz. Ayrıca, işgücü verimliliğimiz de oldukça düşük seviyede” diye konuştu.