Dijitalleşme lojistikte iş modellerini değiştirdi

Alman –Türk Ticaret ve Sanayi Odası (AHK) ile DÜNYA gazetesi, pandemide en kritik sektörlerden biri olarak öne çıkan lojistiği masaya yatırdı. Sektör temsilcileri dijitalleşmenin geleneksel iş modellerini değiştirdiğini söylerken, uçtan uca hizmet veren şirketlerin öneminin daha çok arttığına dikkat çekiyor. Fırsatları değerlendirmesi halinde Türkiye'nin lojistik merkezi olabileceği vurgulanıyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Dijitalleşme lojistikte iş modellerini değiştirdi

Merve YİĞİTCAN

Alman – Türk Ticaret ve Sanayi Odası (AHK) ile DÜNYA gazetesi işbirliğinde hayata geçirilen ‘Sektörler Konuşuyor’ online panel serisinin sekizincisinde gündem lojistik sektörü oldu. DÜNYA Gazetesi Koordinatörü Didem Eryar’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, AHK Türkiye Genel Sekreteri ve Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Thilo Pahl, Hamburg Süd Genel Müdürü Özgür Al, Sertrans Logistics Yönetim Kurulu Üyesi Batuhan Keleş, Tırport Yönetim Kurulu Başkanı Akın Arslan ve Altınmarka Gıda Dış Ticaret Müdürü Fatih Kutluol yer aldı. Pandemide lojistik sektörünün öneminin bir kez daha anlaşıldığında hemfikir olan sektör temsilcileri sektörde geleneksel iş modellerinin yerini dijitalleşmeye bırakarak sektörün dönüşümünün hızlanacağını belirtiyor.

Sıfır emisyonlu deniz taşımacılığı

Hamburg Süd Genel Müdürü Özgür Al, pandemi sürecini hem şirket hem de denizcilik sektörü olarak nasıl geçirdiklerini anlattı. Lojistik sektöründe tonaj olarak bakıldığında deniz taşımacılığının payının çok yüksek olduğuna dikkat çeken Al, pandemiye çok hazırlıksız yakalandıklarını hatırlattı. Tüketimin azalacağı ve gemilerin boşa çıkacağını düşündüklerini belirten Al, “Ama çok farklı oldu. Özellikle e-ticaret çok hızlandı, tüketim malları siparişlerinde çok artış oldu. Birden darboğaza girildi” dedi. Bu süreçte yaşanan konteyner sorunu ve yüksek navlun fiyatlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Al, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yeterince gemi yok mu diye pek çok şikayet oldu. Oysa pandemi öncesine bakıldığında denizcilik sektörü neredeyse her sene para kaybetti. Çünkü sektörde arz çok fazlaydı, dolayısıyla fiyatlar çok düştü. Arz çok diye kimse yeni gemi yatırımı yapmadı. 2016 yılında İstanbul’a gelecek bir konteynerin 15 dolarlık navlun gördüğü günleri hatırlıyorum. Şimdi 7-8 bin dolara yer yok.” Dış ticaret yapanların yüksek navlun değil asıl boş konteyner sorunu olduğuna dikkati çeken Al, bu yaşananların bir farkındalık oluşturduğunu, birçok firmanın artık navlunu değil, artık önce uzun vadeli işbirliğini konuştuğunu dile getirdi. Sektörde dijitalleşmenin payının artarken sürdürülebilirliğin de artık en önemli gündem maddelerinden biri olduğunu savunan Al, bağlı oldukları Maersk Grubu olarak bu konularda öncü şirketlerden biri olduklarını, sıfır emisyonlu deniz taşımacılığını nasıl yapılabileceğine dair yoğun çalışmalar gerçekleştirdiklerini bildirdi. Şirket olarak sıfıra yakın emisyonla taşımacılık yapmayı hedeflediklerine dikkat çeken Al, şöyle konuştu: “Sektörde hayal edemeyeceğimiz kadar büyük dijitalleşme gördük. Dijitalleşmeyle birlikte farkındalık çok daha arttı. Müşteriler için artık güvenilirlik, uzun süreli işbirliği ve dijital platformlar tercih meselesi haline geldi. Biz de şirket olarak bununla ilgili yatırımlara devam edeceğiz.”

Biz durursak dünya durur

Sertrans Logistics Stratejik Planlama ve İş Geliştirme Yöneticisi Batuhan Keleş, pandemi döneminin sektörde tetiklediği dönüşüme ilişkin açıklamalar yaptı. Pandemide lojistiğin en önemli 5 sektörden biri olduğunun çok iyi iyi anlaşıldığına dikkat çeken Keleş, lojistiğin zaman içinde evrime uğradığını, pandeminin de bunun en net turnusol kağıdı olduğunu ifade etti. Lojistikte eski gelenekçi anlayışın günümüzde geçerliliğini yitirdiğini söyleyen Keleş, “Mal bizden çıktıktan sonra artık bizi ilgilendirmez anlayışı geçerliliğini yitirdi. Bu nedenle firma olarak lojistik için B4B4C kavramını getirdik” dedi. Pandemi sürecinde lojistiğin olmadığı yerde aşıların depolanamayacağının, temel ihtiyaçların dünyaya ulaştırılamayacağının çok net anlaşıldığını kaydeden Keleş, “Biz durursak dünya durur demiştik, bunda haklı olduğumuz ortaya çıktı” dedi. E-ticaretin sektöre etkilerini değerlendiren Keleş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sertrans lojistikte e-ticaret lojistiğini vizyonuna ilk alan firmalardan biri. E-ticaretin, ticaretin kendi ana merkezi olacağını öngörüyorduk. Buna 10 yılda çok yatırım yaptık. 40 bin metrekarelik alanımızda ek bir e-ticaret üssünü pandemi koşullarında devreye aldık. Bu yılsonuna kadar 30 bin metrekarelik bir yatırım devreye alınacak. Önümüzdeki yıl için de 75 bin metrekarelik bir tesis yatırımına çalışıyoruz. Geçen sene dünyada e-ticaretin en hızlı geliştiği ülke Türkiye oldu, e-ticaret ikiye katlandı. Ancak ülke olarak bu alanda alacak çok yolumuz var.” Sertrans olarak yurtdışında markalaşma hedefleri olduğunu kaydeden Keleş, bu anlamda Almanya’da 5 bin metrekarelik bir tesisi devreye aldıklarını belirtti. Türkiye’nin lojistikte önünde bulunan fırsatları değerlendiren Keleş, “Özellikle bazı sektörlerde çok gelişmiş sanayimiz var. Dünyada tedarik zinciri dengeleri değişmeye yatkın. Türkiye gelişmiş sanayisi, rekabetçi kuru ve genç nüfusuyla önümüzdeki dönemde bazı şeyleri doğru yaparsa bu değişimde önemli fırsatları yakalayabilir. Bu lojistik sektörü için de böyle.”

En yoğun dönüşüm lojistikte

Tırport Yönetim Kurulu Başkanı Akın Arslan, üretimden lojistiği ayrı tutmanın mümkün olmadığını söylerken, her alanda dijitalleşmeyle karşı karşıya olunduğunu, en yoğun dönüşümün yaşandığı sektörün de lojistik olduğunu kaydetti. Türkiye’nin karayolu taşımacılığının en yoğun olduğu birkaç ülkeden biri olduğunu söyleyen Arslan, “Günlük taşımacılığın neredeyse yüzde 90’ı karayolu ile yapılıyor. Türkiye’de çok yoğun kamyon penetrasyonu var. Aynı zamanda dünyada Türkiye’deki kadar bireysel kamyon sahipliği olan başka ülke yok. Tüm bu veriler ışığında Tırport’u uçtan uca bütün operasyonları dijital olarak yönetebileceğimiz mükemmel bir tasarımla hayata geçirdik. Geleceğin lojistiğini şekillendirecek bir platform olma hedefiyle yola çıktık. Altyapımız pandemiye çok hazırdı” dedi. Bir günde Türkiye’nin en büyük lojistik firmasından daha fazla lojistik operasyonu baştan uca takip ettiklerini söyleyen Arslan, 3 bin 500 üzerinde taşımayı yönettiklerini, bu sayıyı yıl sonuna kadar 4 bin 500’e çıkaracaklarını, 2022 sonunda ise günde 10 bin taşımayı yönetmeyi hedeflediklerini aktardı.

Lojistik firması olmadıklarını, lojistik firmalarına mevcut operasyonlarını uçtan uca yönetme gücü veren bir şirket olduklarını belirten Arslan, 6 dilde faaliyet gösterdiklerini, hedeflerinin bir dünya markası olmak olduğuna dikkat çekti. Tüm paydaşlarına üstün değer yaratmaya çalıştıklarını söyleyen Arslan, “Amacımız Avrupa ile entegre olmak. 2023’te ciddi şekilde girme planımız var. Blockchain’e büyük yatırım yapıyoruz. Bölgenin önemli dijital platformu olmak istiyoruz” dedi. Sürdürülebilirliğin çok önemli olduğunu söyleyen Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Artık teknoloji bu işin merkezine yerleşti. Üretken olmak ve elinizdeki kaynakları optimize etmek zorundasınız. Avrupa’ya günde 3 bin civarı kamyon gidiyor. Bunun yüzde 85’i boş dönüyor. Boş gelen en az 2 bin 500 euroluk bir ekonomik kayıp demek. Bu operasyonu doğru yönetemediğimiz için mevcut potansiyel kardan her gün zarar ediyoruz. Doğru eşleşmeyi yapamıyoruz. Türkiye tarihi bir fırsatla karşı karşıya. Pandemiyle tedarik süreçleri çok önemli hale geldi. Uzak Doğu’dan malı tedarik etmek çok uzun. Bu nedenle Türkiye aslında keşfedilmeyi bekleyen bir maden gibi. Üretim üssü olma potansiyeli var, nitelikli üretim becerisi var. Türkiye’yi üretim ve lojistik üssüne dönüştürmeliyiz.”

Tren yoluna talep arttı

Altınmarka Gıda Dış Ticaret Müdürü Fatih Kutluol, endüstriyel kakao üretimi yaptıklarını ve dünyadaki en önemli kakao işleticilerinden biri olduklarını hatırlattı. 80 bin ton kakao çekirdeği ithal edip, bunu çikolata ve şeker üreticilerine sunduklarını söyleyen Kutluol, 80’den fazla ülkeye 100 milyon dolar civarı ihracat yaptıklarını kaydetti. Altınmarka olarak tedarik zincirinin birkaç farklı halkasında bulunduklarını, pandemiden kendilerinin de herkes gibi etkilendiğini dile getirdi. Pandemiden önce lojistiğin 24 saat yaşayan bir organizasyon olduğu gerçeğine uygun olarak altyapılarını hazırladıklarını söyleyen Kutluol, şu ifadeleri kullandı: “Gıdanın pandemide durmayacağını biliyorduk. Bizim de endüstriyel ve perakende alanında ürünlerimize talep arttı. Sektörün kendi risklerinden dolayı, hep stoklu çalışmak zorundaydık. Pandemide bunun faydasını gördük. Lojistik anlamında dersler çıkardık. Örneğin İran bizim için önemli bir pazar. Pandemi başlarında bir süre sınır kapıları kapandı. Çözüm üretmemiz gerekliydi. Bu dönemde daha önce kimseden talep görmeyen tren yolu öne çıktı. Tedarikçimizin bize verdiği destekle oradaki müşterilerimizi malsız bırakmadık. Aynı şeyi Kapıkule’de de yaşadık. Biz yaptığımız ve yönettiğimiz iş olarak lojistikte sürekli alternatif çözümler üzerinde çalışmamız gerektiğini ve maliyetin her zaman her şey olmadığını, tedarikçilerimizin güçlü ve uzun dönemli çalışacak firmalar olması gerektiğini bir kez daha gördük. Alternatif çözümlerin sürekli masamızda olması gerektiğini bir kez daha anladık.”

Sürdürülebilirliğin sektörde gelişme potansiyeli olduğuna dikkat çeken Kutluol, bu alanda yatırımlar yaptıklarını dile getirdi. Müşteri taleplerinin buna göre şekillenmeye başladığını ve sürdürülebilir çikolata-kahve üretiminin öne çıkmaya başladığını ifade eden Kutluol, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünya nüfusu artıkça daha hızlı tüketiyoruz. Bunu pandemide gördük. Tedarik yerlerimizde yağmur ormanlarının yok edilmesi, çocuk işçilerin çalıştırılması, bu ticaretten elde edilen gelirden üreticinin faydalanamaması gibi durumların önüne geçebilmek için bizim gibi kakao tedarikçisi firmalar tarafından çalışmalar yapılıyor. Aynı zamanda AB de bu konuda bir mevzuat üzerinde çalışıyor.”

“Alman-Türk ilişkilerinde lojistik önemli rol oynuyor”

AHK Türkiye Genel Sekreteri ve Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Thilo Pahl, oda bünyesindeki çalışma gruplarında lojistik sektörünü de ele aldıklarını belirterek, lojistiğin her zaman önemini koruyan bir sektör olduğuna dikkat çekti. Mevcut pandemi şartlarının lojistik sektörünün önemini daha da gözler önüne serdiğine değinen Pahl, “COVID-19’un küresel tedarik ağı üzerindeki etkileri ve COVID-19’un bir sonucu olarak gerçekleşen yapısal değişiklikleri düşündüğünüzde bu belirginleşiyor” dedi. Türkiye’de GSYH’nin neredeyse yüzde 12’sini lojistik sektörünün oluşturduğunu, bunun da neredeyse turizm sektörünün katkısına eşdeğer olduğunu dile getiren Pahl, şöyle devam etti: “Lojistik sektörünün değeri 500 milyar dolar. Bu sektörde 1,3 milyon kişi çalışıyor. Lojistik sektörü aynı zamanda Alman-Türk ilişkilerinde de önemli bir rol oynuyor. Çünkü Almanya açık ara farkla Türk ihracatının ana destinasyonu konumunda. Türkiye’nin altyapısı oldukça gelişmiş bir düzeyde. Buna örnek olarak İstanbul Havalimanı ve rotalar ile limanlara geçmişte yapılan yatırımlar gösterilebilir.”

Lojistik