Ankara keçilerini kaçırdı!

1980’li yıllarda 4 milyon olan Ankara keçisi nüfusu ilgisizlik nedeniyle 85 bine kadar geriledi. Daha vahimi, kalanların dörtte biri de Kazakistan’a satılıyor. Tek üretici konumundayken rakiplerini yaratan Türkiye, şimdi tamamen saf dışı bırakılmak isteniyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Ankara keçilerini kaçırdı!

YENER KARADENİZ / İSTANBUL

Dünyanın en değerli tekstil hammaddeleri arasında yer alan ve Türkiye topraklarında doğmasına rağmen ilk olarak Osmanlı döneminde yurtdışına satılması sonrasında rekabetçiliğin kaybedildiği Ankara Keçisi (tiftik keçisi) üretiminde son kalan keçiler de Kazakistan’a satılıyor. 80’li yıllarda sayısı 4 milyona yaklaşan, tiftik üretimi ise 6 bin tonu bulan Ankara Keçisi envanterinin 85 bine kadar gerilediği belirtilirken, geçen haftalarda 2 bin adet olarak gerçekleşen satışı önümüzdeki günlerde 20 bin adetin daha takip edeceği bilgisi verildi. Dünyanın en büyük ikinci tiftik üretim tesisi Ferla Mohair’in Kurucularından Gülümser Yıldırım, “Milyar dolar düzeyinde döviz girdisi sağlayacak tiftik keçisi üretiminde dünyada bir numara iken keçilerin ilk kez Osmanlı döneminde Güney Afrika’ya satılması ve oradan da Arjantin ve ABD’ye yayılması ile üçüncü sıraya geriledik. 6 bin ton üretim 150 tonlara kadar düştü. Şimdi son kalan keçilerin 22 bini de Kazakistan’a satılıyor. Bu toplam keçi üretiminin yüzde 25’i demek. Bu toprakların, kültürün bir parçası olan Ankara keçisi üretiminde Güney Afrika ve Arjantin’in gerisinde iken şimdi bir de kendi ellerimizle Kazakistan gibi bir rakip yaratıyoruz. Bu şekilde devam ederse bu topraklarsan doğan, Osmanlı’dan kalan borçların ödenmesini sağlayan 5 kalemden biri olan tiftik üretimi son bulacak” dedi.

Kazakistan kendi endüstrisini geliştiriyor

Yumuşaklığı, hafifliği ve parlaklığı nedeniyle Louis Vuitton’dan Versace’ye, Gucci’den Prada’ya kadar birçok lüks markada kullanılan, yanmaya karşı direnci ve mukavemeti nedeni ile de otomotiv endüstrisinden kayak kıyafetlerine kadar birçok alanın vazgeçilmesi haline gelen tiftik, ham halde 70 dolarlara yaklaşan kg fiyatı ile dünyanın en değerli yünleri arasında yer alıyor. Söz konusu değer ve özellikler diğer ülkelerin de dikkatini çekiyor. Son dönemde giyimden ayakkabıya kadar birçok alanda kendi endüstrisini geliştirmeye başlayan Kazakistan da bu ülkelerden biri.

Toplam ihracattan yüzde 5 pay alıyordu

Batı ülkelerinde mohair diye adlandırılan tiftik, Ankara Keçisi’nin bir ürünü olarak dünyaya Türkiye’den yayılıyor. Bu nedenle tiftik keçisi dünya literatüründe Ankara Keçisi (Angora Goat) olarak tanınıyor. Tiftik Birlik’te yer alan ve Gülümser Yıldırım’ın da verdiği bilgilere göre 19. yüzyılın ortalarına kadar Ankara keçisi sadece Türkiye'de yetiştirilmekteydi ve Türkiye dünyada tiftik ipliği ve tiftik kumaşı (sof kumaşı) üretim ve ihracatı bakımından rakipsiz bir halde bulunuyordu. 1959’da 94 milyon lira olan hayvan ürünleri ihracatının yüzde 48’ine denk gelen 45,2 milyon liralık kısmı tiftikten elde ediliyordu. Yine aynı dönem tiftik ihracatının toplam ihracat içindeki payı ise yüzde 4,56 gibi çok önemli bir orana ulaşmıştı.

“Bakanlık gerekli adımları atmıyor”

Peki ne oldu da dünyaya Türkiye’den yayılan bu değerli üründe rekabetçiliğimizi kaybettik? İlk sebep keçilerin Güney Afrika gibi ülkelere satılması olarak gösterilirken diğer sebepler ise hayvanlar için yeterince mera alanının olmaması, bakanlığın yeterli ve gerekli ilgiliyi göstermemesi, sertifikasyon sorunu ve bakımlarının yetersizliği… Yıldırım, “Bu alanda 3 bin 200 ton üretim ile ilk sırada gelen ve bu işi çok modern yöntemler ile yapan Güney Afrika, diğer rakipleri egale etmek için sertifika uygulaması başlattı. Ürün kimliği yerine geçen bu sertifikasyon Türkiye’de yok çünkü Bakanlık gerekli adımları atmadığı gibi, sertifika için gerekli ortam ve bakım da yok. Biz şimdi ikili ilişkilerimiz ile sertifikasız da olsa ürünleri veriyoruz ama yakın zamanda tesisler Türk tiftiğini almayacak” dedi.

"Osmanlı’nın borçları tiftik ile ödendi"

Günümüzde tiftiği işleyen dünyadaki en büyük ikinci fabrika olan ve Kütahya’da faaliyet gösteren Ferla, bu nedenle kapasitesinin sadece yüzde 20’sini Türk tiftiğinden elde ederken kalan büyük kısmını ise Arjantin’den ithal ediliyor. İşlenerek tops haline getirilen ürünlerin tamamı ihraç ediliyor. Gülümser Yıldırım, tiftiğin çok önemli bir materyal olduğuna dikkat çekerek, “Ancak üzülerek söylüyorum ki Osmanlı’nın borçlarının ödenmesini sağlayan 5 kalemden biri olan ve bu topraklardan doğan tiftik bitiyor. Kendi ellerimiz ile diğer ülkelere vermişiz. 4 milyona ulaşan hayvan sayısı 85-90 bine kadar düştü” dedi. Bitmemesi için çok uğraştıklarını, çalıştaylar düzenlediklerini anlatan Yıldırım, “Maalesef bu taleplerimiz yerine getirilmedi. Tiftik keçisinin yünleri parlaklığını özgür olmasından alıyor. Ancak meraların belediye sınırları içine alınması, başka türler ile birleşmeleri gibi nedenler ile genleri bozuluyor. Şimdi bir de sertifikasyon olayı çıktı. Dünya pazarında söz sahibi olan Güney Afrika bizi ekarte etmek için böyle bir uygulama başlattı. Bizim üreticimizin de sertifika alması lazım ama yetkili merciler bununla ilgili bir adım atmıyor. Atmadıkları gibi varlıkları dışarı satıyor. Köylü bunun altından tek başına kalkamaz.

Keçi sayısı 4 milyondan 85 bine düştü

Güney Afrika şu an yıllık 3 bin 200 ton ile dünyanın en büyük tiftik üreticisi konumuna yükselmiş durumda. Onu bin ton ile Arjantin izliyor. ABD Teksas’ta ise 75 ton civarında üretim yapılıyor. Yıldırım, şu an Güney Afrika Cumhuriyeti’nin ekonomisinde tiftiğin elmasın ardından ikinci sıraya yükseldiğine dikkat çekerek, “Büyük bir hata yapılmış ve öz varlığımız farklı ülkelere satılmış. Bunun düzeltilmesi lazım. Kimse parmağını onatmadı. Aktif olarak çalıştığım dönemde 6 bin ton ürün alınırdı şimdi 150 ton. Bunların düzeltilmesi konusunda hiçbir şey yapılmadı. Ben fabrika kurup bu işi yapmasam bu ülkede bu iş şoktan biterdi. 3 bin aile ekmek yiyor. Ancak gerekli özen de gösterilmediği için ürünün kalitesi düştü” ifadelerini kullandı.

Keçi başına yılda 1,6 kg tiftik elde ediliyor

Gülümser Yıldırım ve eşi Mesut Yıldırım, tiftik keçisi üretiminin Türkiye’de bitmemesi için büyük bir çaba sarf ediyor. Kendilerinin çalışmalarına rağmen destek miktarının 200 TL de kaldığını söyleyen Yıldırım, “Bir keçiden bir senede 1,60-1,70 kg yün alınıyor. Biz ülkedeki tüm üretimi alıyoruz. Bu toplam kapasitemizin yüzde 20’sine denk geliyor. Kalan çok daha büyük kısmı Arjantin’den ithal ediyor tops halinde yurtdışına satıyoruz. Avrupalılar başta olmak üzere en büyük markala bunu kullanıyor. Şu an tiftik üretimi Türkiye’de kalsaydı milyar dolarlık döviz girdisi sağlanırdı. Kalite ve verim düşünce hayvanlar kesime de gönderiliyor. Oysa buna rağmen dünyadaki en uzun, parlak ve dayanıklı tiftik hala bizde. İklim bu özellikleri koruyor. Bizde bakım iyi olmadığı için ölü kıl fazla ve bu da verimi düşürüyor” diye konuştu.

RMS sertifikalı ürünün payı artıyor

En büyük üretici konumundaki Güney Afrika’nın 2020 yılında uygulamaya başladığı Sorumlu Tiftik Standardına (RMS) sahip tiftiğin pazar payı 2021’de dünya üretiminin yüzde 35’ine, 2022’de yüzde 42’sine, 2023’te ise yüzde 80’ine ulaştı. Avustralya’nın katılmasıyla halen iki ülke sertifikalı üretim yapıyor. Güney Afrika üretimin yüzde 79’u, Avustralya ise yüzde 56’sı sertifikalı ürünlerden oluşuyor.