“Çocukları geleceğe hazırlayan oyun alanları tasarlıyoruz”

Yeni nesil oyun grupları ve kent ekipmanları tasarımları gerçekleştiren Cemer Holding, 75 ülkeye ihracat yaparak, global ölçekteki ilk on firma arasında yer alıyor. Ayrıca marka, ürettiği ekolojik ürünler ve desteklediği sosyal sorumluluk projeleri ile çevre bilincini artırarak farkındalık yaratıyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
“Çocukları geleceğe hazırlayan oyun alanları tasarlıyoruz”

MERVE YEDEKÇİ / İZMİR

Dünya genelinde kent ekipmanları pazarı, önemli bir büyüklüğe sahip olup hızla gelişiyor.  Bununla beraber yeni nesil oyuncaklar, çocukların düşünme sistemini geliştirerek, hayal kurmasını sağlıyor. Fiziksel aktivite, çocukların sağlığı için kritik öneme sahip ve bu aktivite ile sağlık arasında doğrudan bir ilişki bulunuyor. Şöyle ki, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) (2014), fiziksel becerileri; enerji harcaması gerektiren her türlü vücut hareketi olarak tanımlamakta. İzmir’de 50 bin metrekare alanda üretim yapan Cemer Holding ise bu farkındalık ile tasarladıkları ürünler içerisine çocukların fiziksel ve bilişsel yeteneklerine katkı sağlayacak modülerlik kavramı, çeşitli geometrik şekil kullanımı ve oyun değerini artıracak yeni konseptler ile dünyanın dört bir yanına ihracat yapıyor. Yeni nesil oyun ve oyuncakları çocuklarla buluşturan Cemer Kent Ekipmanları ikinci jenerasyon Genel Müdürü Burak Eroğlu iş yapış şekillerini EKONOMİ’ye anlattı:

“Merkezimizde ‘toplum iyiliği yaratma’ misyonumuz bulunuyor. Çocukların güvenli ve eğlenceli oyun alanlarına erişimini sağlamak, toplumsal eşitliği destekleyen projeler geliştirmek ve çevresel sürdürülebilirliği ön planda tutmak, bizi diğer firmalardan ayıran ve topluma sağladığımız en büyük değerler. Toplumun iyiliği için çalışmanın, uzun vadeli sürdürülebilir başarıyı getireceğine inanıyoruz. Toplumun temel yapı taşı ise çocuklar. Fiziksel olarak aktif çocuklar, enerjik aktiviteleri evde de sürdürme eğilimindeler, bu da bilgisayar oyunları ve televizyon izlemeyi tercih eden hareketsiz çocukların aksine gelişimlerine büyük katkı sağlıyor. Ayrıca oyun, sinir hücreleri arasındaki bağlantıları güçlendirerek beyin gelişimine katkıda bulunuyor ve hem kaba hem de ince motor becerilerin gelişimini destekliyor. Cemer olarak, her ürünümüzü sadece birer araç olarak değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olarak görüyoruz. Dolayısıyla, her çocuğun eşit gelişim fırsatlarına sahip olması için tasarımlarımızı toplumun her kesimine ulaşmasını hedefliyoruz. Bizim için öncelik finansal, toplum ve ülke için sürdürülebilirlik. Daha sonra ise çocuk sağlığı ve gelişimi. Çok kaliteli ürün yapabilirsiniz ama o bölgenin insanı o parkı kullanmaz ise o bir israftır. O yüzden ürünleri yerleştirirken bölgenin nüfus dağılımı, demografı yapısını da göz önünde bulunduruyoruz. Her bölgede bulunan çocuğun gelişimi için farklı ihtiyaçları var. Bu ihtiyaçlar ile beraber oyun alanına daha fazla gelinmesini sağlayacak ekstra ekipmanlar ekliyoruz. Ürünlerimizin tasarımlarını ve mühendislik çalışmalarını ülkelere ve bölgelere göre bağlı oldukları standartlara uygun şekilde gerçekleştiriyoruz. Çocukların gelişimi bölgeye göre değişkenlik gösteriyor. Dolayısıyla her bölgenin kendi standartları var. Katalogmuzda birçok ürün var ama her biri farklı toplumlara hizmet ediyor. Tasarım Merkezi olarak toplam 2 bini aşkın ürün tasarımı, 281 tescilli tasarım, 5 tescilli patent (2 yurtiçi, 3 hem yurtiçi hem yurtdışı) ve 10 adet faydalı modelimiz bulunmakta.”

“Hedefler için daha fazla çaba gerekiyor”

Sürdürlebilir kalkınmada çalışma hayatının önemine de değinen Eroğlu; “Çalışma ortamı ve koşulları, alınan ücret (eşit işe eşit ücret), toplumsal cinsiyet eşitliği, yaşam standardı, eşit yaşama hakkı, sosyalleşme, eğitim kalitesi, sağlık hizmetlerinden yararlanma, psiko-sosyal sağlık, barınma ve beslenme ihtiyacı gibi birçok etken birbiriyle bağlantılı. Türkiye, özellikle yenilenebilir enerji yatırımları ve çevre dostu uygulamalar konusunda ilerlemeler kaydedilmekte. Fakat geri dönüşüm, atık yönetimi, doğal kaynakların verimli kullanımı, toplumsal cinsiyet eşitliği ve dijitalleşme, ekonomik büyüme ve istihdam, eğitim, inovasyon, sağlık, dijitalleşme, tarım politikaları gibi alanlarda çok daha fazla çaba sarf edilmesi gerekmekte. Sürdürülebilir ve çevre dostu teknolojilere geçiş sürecinde yeşil teknoloji finansmana erişim konusundaki zorluklar, bu sürecin önündeki en büyük engellerden biri. Finansal teşvikler ve destek mekanizmaları ile bu zorlukların aşılabileceğine inanıyoruz. Ayrıca bu tarz maliyetler şirketler için lüks tüketim sınıfında değerlendirilmemeli yatırım bütçeleri oluşturulurken öncelikli olarak değerlendirilmeli” diyor.

Ekolojik ürünler ile çevre bilinci aşılanılıyor

“Karbon emisyonunun artması, ekosistemin bozulması ve iklim değişikliği gibi çeşitli çevresel sorunlarla karşı karşıyayız. Cemer olarak, ilk olarak, yenilenebilir enerji yatırımlarına büyük önem veriyoruz. Türkiye, güneş ve rüzgar enerjisi açısından büyük bir potansiyele sahip ve biz enerjimizin yüzde 75’ini güneş panellerinden sağlıyoruz. Bu sayesinde yılda 1.700.000 kWh enerji üretimi sağlarken yüzde 50 enerji tasarruf ediyor, ayrıca yıllık 700 ton karbon salınımını önlemiş oluyoruz. Ve bu oranı artırmaya yönelik yatırımlar yapmaya devam ediyoruz. Ürünlerimizde kullanıcının sağlığını olumsuz etkileyebilecek tehlikeli maddeler (asbest, kurşun, formaldehit, kömür katranı yağları, karbolineum, poliklorinatlı bifenilleri (PCB) ve polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAH bileşikleri) vb.) kullanmıyoruz. Tasarım Merkezi olarak, sürdürülebilir malzemeler kullanarak çevresel etkileri azaltarak, ürünlerimizi, dayanıklı ve uzun ömürlü olacak şekilde tasarlıyoruz. Modüler tasarımlar sayesinde tamir edilebilir, atıkları azaltıp temiz üretim teknikleri ve verimli kaynak kullanımı ile üretim süreçlerini daha sürdürülebilir hale getirmeyi hedefliyoruz. Ekolojik ürünler serimiz ile kompozit ve polietilen gibi geri dönüştürülebilen malzemeler kullanılarak üretilen ürün serilerimiz AGTS & AGWS ve 3D beton yazıcımızla elde ettiğimiz kent ekipmanlarımız ile sürdürülebilirlik ve geri dönüşüm konusunda sektördeki diğer firmalara örnek olurken, aynı zamanda çocuklarımıza çevre bilincini aşılamak bulundukları alanların içinde duyusal olarak farkındalıklarını arttırmayı hedefliyoruz.”

Ayrıca marka, Sosyalben Vakfı ve Ece Çiftçi'nin "Oyun oynamak her çocuğun hakkı" mottosuyla yola çıkarak, dezavantajlı bölgelerdeki hem ebeveyn bilincini artırmak hem de çocuklarımızın gelişimine katkıda bulunmak adına, ‘Umut Parkı’ sosyal sorumluluk projesi ile çocukların güvenli ve eğlenceli oyun alanlarına erişimini sağlıyor. Bununla beraber, SosyalBen atölye çalışmaları üzerinden psikososyal destek ulaştıran Umut Tırı Projesini, depremden etkilenen çocukların oyunla travma süreçlerini iyileştirmeye ortak olmak ve yeniden uyum süreçlerine katkı sağlamak amacıyla hayata geçirdi.