Kamunun riski azalıyor, özelin artıyor

Ekonomist Ali Ağaoğlu ve gazeteci Hakan Güldağ, haftanın sohbetinde, ekonomideki son gelişmeler ve açıklanması beklenen kamu tasarruf paketinin etkin liği ile enflasyon tahminini yukarı çeken Merkez Bankası'nın mesajlarını tartıştı.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Kamunun riski azalıyor, özelin artıyor

Güldağ: Merkez Bankası’nın 38'e çektiği yılsonu enfl asyon tahminini tartışalım önce. Merkez diyor ki; artık 30 olan alt bandı değiştirmek zorundayım. Beklentilerimin üstünde gelen aylık enfl asyon rakamları bunu gerekli kılıyor. Yoksa gerçekle bağlantım kopar. Bu da inandırıcılığım için problem oluşturur. Ama üst bandı değiştirmiyorum. 42 olarak bıraktım. Alt bandı 34'e çıkarınca orta tahminim 38 oluyor. Ama 42 içinde kalmaya da kararlıyım.

Ağaoğlu: Dediğin gibi 30'u 34'e çekince orta nokta 38'e otomatik olarak hareket ediyor. Daha da yukarı çekmeli miydi bir tarafa. Ama Merkez Bankası'nın üst bandı 42 olarak koruması piyasaya bir mesaj vermesi açısından kritik.

Güldağ: Hem Başkan Karahan vurguladı, hem de Cevdet Akçay hoca. Merkez Bankası'ndan daha iyimser olacak halimiz yok ama 42 tahmini gerçekçi geliyor.

Ağaoğlu: Benim de yılsonu tahminim hakikaten 42 seviyesi...

Güldağ: Dikkat ettin mi, '2024 tahmini üç ay rötarla gerçekleşecek' deniyor ya, Mayıs 2024-Nisan 2025 arası, bir yıl içinde beklenilen TÜFE artışı yüzde 22'yi bulmuyor. Alaattin Aktaş da hesaplayıp yazdı; 21,44. Bu gerçekten tutturulabilecek mi? Bütün kararlılık mesajlarına rağmen çok zor görünüyor.

Ağaoğlu: O süreçte ne yapacağız, o önemli. Sayın Cevdet Yılmaz ve Sayın Mehmet Şimşek birlikte tasarruf tedbirleri açıklayacak. Neler olacak o pakette?

Güldağ: Bakan Şimşek Cuma günü Bankalar Birliği ile IIF'in buluşmasında, deprem harcamaları dahil bütçe açığını 2025'ten itibaren kalıcı bir şekilde yüzde 3'ün altına çekeceklerinin ısrarla altını çizdi.

Ağaoğlu: Ne diyeceği çok önemli. Tasarruf tedbirlerinin yanı sıra yapısal önlemlerle ilgili de bir söylemi doğrusu beklerim. Önce bir 'yerel' olarak benim ikna olmaya ihtiyacım var. Olmalıyım ki, yabancıları da ikna edebileyim. Bunun için de radikal, kalıcı, sürdürülebilir ciddi önlemlerin açıklanması gerekiyor. Elimizdeki 300-500 arabayı sattık dediğinizde çok da bir şey ifade etmez.

Güldağ: Ne ikna eder mesela?

Ağaoğlu: En tepeden başlayarak, radikal önlem görmemiz gerekir. Biraz amiyane olacak ama anlaşılsın diye söylüyorum; Külliye'de bin danışmanın 950'sinin görevlerine son verilecek mi? Herkesi ikna edecek, hatta gözümüze gözümüze sokacak birtakım tasarruf önlemleri...

Güldağ: Tabii başka şeylere de bakılacak. Mesela temmuzda asgari ücrete zam var mı? Net bir yanıt aranacak. Gidip geldiğimiz yerlerde, sorulunca 'Bu yıl asgari ücrete yeni bir zam yapılmaz. Çünkü oyun planında yok' diyorum ama çoğu iş insanı, 'yapacaklar, bakın görün' diyor. Bu konuda netlik önemli olur. Merkez'e destek çıkılması lazım...

Ağaoğlu: Faiz artırımında yavaş davrandık, davranmasak çok daha etkili sonuçlar elde ederdik. Aynı yavaşlığı tasarruf tedbirleri ve maliye poltikalarında göstermeyelim. Süre uzadıkça bu programın başarılı olabileceğine olan inanç da azalıyor. O da beklentileri bozuyor. Başta da fiyatlama davranışlarını...

Güldağ: Hayat pahalılığı nedeniyle geçinmekte büyük zorluk yaşayan çalışanlara 'ücretinize zam yok' demek kolay değil. Hele kamu çalışanları ve emekliler enfl asyon farkını alacakken. Bu nedenle, yönetilen, yönlendirilen fiyatlar, bir başka ifade ile kamu zamları bir süre daha tutulacak ya da düşük yapılacak ki, ilk yarıda enfl asyon çok yüksek çıkmasın. Yoksa kamu çalışanlarına zam yap, asgari ücretliye yapma, yönetmesi kolay değil. Toplumsal hoşnutsuzluk artabilir. Onun için muhtemelen, kaçınılmaz hale geldiği söylenen elektrik, doğalgaz zamlarının büyüğünü temmuz sonrasına bırakabilir hükümet. Belki temmuz ve ağustosta baz etkisiyle enfl asyonun hızı yavaşlarken, bu zamları yedirerek devreye sokar. Belki şimdi bir-iki tasarruf tedbiri gelir de, asıl tedbirler tam da zamların yapılacağı döneme rast getirilir. Benimki senaryo tabii...

Ağaoğlu: Altı milyona yakın çalışanı var devletin. Sayıların artışı, hepimizi hayli yoruyor. Çünkü maaşlarını biz ödüyoruz. Verdiğimiz vergilerle... Bunların belli bir harcama disiplini içine girmesi, para politikasına çok yüklenmekten vazgeçildiğini ortaya koyan önlemler, bunlara bakılacak.

Güldağ: Bunların etkisi hemen hissedilir. Bunu tüm topluma hissettirmek ve ikna etmek kritik.

Ağaoğlu: Halen tüketim malı ithalatındaki iştah devam ediyor. Aşağıya indirdiğimizi görmemiz lazım ki ikna olalım. En kritik konu ikna. Anladığımız dilden çok net, çok sarih, hiç şüpheye yer bırakmayacak adımlar gerekiyor. Şu anda pamuk ipliğine bağlı olan programa inancı güçlendirmemiz lazım, sicime, urgana geçmemiz lazım.

Güldağ: Bu adımlar, piyasada son günlerde, rezervlerin artışı ile de hissedilmeye başlanan, 'galiba birşeyler değişiyor' yönündeki olumlu havayı da ivmelendirir. Mesela dövize talep epey kesildi. Merkez Bankası dövizde alım yapıyor. Alım yapmasa belki de mesela dolar 30 liranın altına inecek.

Ağaoğlu: Peki, soruyorum nereden alıyor Merkez bu dövizi? Yerli tasarruf sahibi satmıyor. Evet, DTH'larda bir azalma var. Evet, KKM'de bir azalma var. Ama Merkez Bankası'nın aldığı döviz rakamı, ki yaklaşık 26-27 milyar dolar, hiç bir şey bunu karşılamıyor. Yabancıdan gelen de öyle müthiş bir rakam değil. 1,5-2 milyar milyar dolar civarında. Bankaların döviz pozisyonu da çok fazla değişmiyor. Güldağ: Nereden o zaman?

Ağaoğlu: Şimdi çok önemli bir portföy değişimi var. 'Shift' dediğimiz, pozisyon kayması dediğimiz bir şey var şu anda. Şirketler, özellikle büyük şirketler, yüksek faiz ortamında artık döviz kredisi almaya yöneldiler.

Güldağ: Evet, asıl büyük rakam buradan geliyor. Döviz kredileri hızla arttı. Merkez kendini iyice bağlayıp; 'TL reel olarak değer kazanacak' deyince, hem reel sektör, hem bankalar bu programın çalışacağına inandıkları için, rotayı döviz kredilerine doğru kırdı.

Ağaoğlu: Aynen öyle. Dolar faizinde yüzde 7'nin altı yok. Ama şirketler buna razı oluyor. Döviz kredisi ile aldıkları dövizi bankaya satıyorlar. Karşılığında TL alıyorlar. TL borçlarını ödüyorlar. Bankalar da bu aldıkları dövizi götürüp Merkez Bankası'na satıyorlar. Yani aslına bakarsan, daha önceden kamuda olan döviz pozisyonu riski yavaş yavaş yön değiştiriyor. Merkez Bankası'na gelen dövizle birlikte, kamunun döviz pozisyon riski azalıyor. Buna karşılık özel sektörün döviz pozisyon riski artıyor.

Güldağ: Gelgelelim, bu da mevcut programın daha rahat çalışması için bir zemin oluşturuyor. Alan razı veren razı. Tabii, şimdilik. Bu sürede verimliliğini artıramazsa şirketler, ürettiğimiz katma değeri ucuza dışarıya transfer ettiğimizle kalır, kırılganlığımız da artar, bir süre sonra da aynı filmi kaldığımız yerden tekrar seyrederiz.

Altında aşağı-yukarı fi yat hareketi ihtimali eşit

Güldağ: Altın fiyatında nedir beklentin?

Ağaoğlu: Altın, gümüş ve petrol benzer hareket ettiler. Her üç üründe de önemli hareketler oldu. İsrail'in Refah'taki operasyon riski ana nedendi.

Güldağ: 15 binden fazla çocuk öldü. Hiçbir vicdana sığmaz. Ama İsrail devam ediyor.

Ağaoğlu: Tüm tepkilere rağmen İsrail'in soykırıma varan hareketi dur durak bilmiyor. Gerginliğin artma ihtimali altın, petrol ve gümüşü yukarı çekiyor.

Güldağ: Gidişat ne gösteriyor?

Ağaoğlu: Çok kopuk gidecek bir durum yok fi yatlarda. Altında 2250 seviyesi var. Ancak İsrail'in saldırılarının artarak devamıyla 2550'ye gideriz.

Güldağ: 2550 seviyesi olasılığı nedir?

Ağaoğlu: Şu anda onu görmüyorum. Özellikle Amerikan üniversitelerinden İsrail'e başlayan tepkinin Amerika'da seçim arifesinde önemli faktörlerden biri olacağını, İsrail'in geçmişteki 4-5 aydaki hareket serbestisinin aynı şekilde devam etmeyeceğini düşündüğüm için, yukarı yönlü rekor tarzı bir hareket doğrusu beklemiyorum. Ama olmaz da diyemeyeceğim. Çünkü oradaki hareketi ben değil Netanyahu biliyor. İşbirlikçileri biliyor. Altın geçen hafta tekrar 2370'lere geldi. Buradan tekrar yukarıya gitmesini düşük ihtimal görüyorum. Yukarıda 2550 ihtimali ile aşağıdaki 2250'ye göre neredeyse eşit gibi görünüyor. Yine de ben buradan oraya gidecek diye bir pozisyon açmayı doğru bulmuyorum.

Güldağ: Ya petrol tarafında?

Ağaoğlu: Rusya'nın petrolü bir miktar kısmış olduğu haberi geldi. Buna karşılık Çin talebi ve Amerikan talebinin görece aşağıda olması, temel analiz olarak baktığımızda petrolün zaten yukarı gitmesini engelliyor. İsrail-Hamas savaşının devamı petrol fi yatlarını yukarıda tutuyor. O savaş bittiğinde 75 doların çok kısa bir süre içinde görülme ihtimalinin olduğunu düşünüyorum.

Güldağ: Bizim Merkez Bankası da petrole ilişkin tahminini 83'ten 86'ya çıkarttı...

Ağaoğlu: Evet ama ortalaması zaten TCMB'nin tahmin ettiği kadar düşük olmadı. Enfl asyon tahmininin veya yüzde 4'lük sapmanın içinde petrol fi yatının düşük olacağı beklentisi vardı. O hem yukarıda kaldığı için hem de bir süre daha yukarıda kalmaya devam edeceği için bu bahsettiğimiz ortalamayı yukarı çekecek faktörlerden biri olarak petrolü de revize etmişlerdir. Petroldeki aşağı yönlü bir hareket maalesef İsrail ve Hamas çatışmasının sona ermesine bağlı.

Borsada yeni bir rallinin şartları var!

Güldağ: Mevduat faizleri geriye gelmeye başladı. Borsada nasıl bir seyir olur?
Ağaoğlu: Döviz bazında 3,10-3,25 bandı bu seneki yüksek hedefi mdi benim. Oraya geldik. En büyük katkıyı bankacılık sektörü yaptı. Son 1-1,5 ay içinde yüzde 60'a yakın dolar bazında değer kazandı. Güldağ: Sürdürülebilir mi?

Ağaoğlu: Soru bu ve yanıtı zorlaşmaya başladı. Para politikasının verimli çalıştırılması ile durum korunabilir. Yine de faiz-borsa terazisinde faiz tarafının daha ağır basacağını düşünüyorum.

Güldağ: Getiri karşılaştırması açısından mı?

Ağaoğlu: Majör kağıtlarda demesem bile, küçük piyasa değerine sahip şirketlerin hisselerini yukarıya götürmeye çalışırken kullanılan kredilerin maliyeti çok yüksek. Piyasada yüzde 60-65 faiz konuşurken orası yüzde 80-100 faizlerden konuşuyor. Yani şirketin değeri yüzde 100 artacak, siz bir de üstüne para kazanacaksınız...

Güldağ: Fonlama denklemi tutmuyor mu?

Ağaoğlu: Bence tutmuyor. Geçen sene başarı sağlayan denklemi bu sene aynı şekilde çalıştırmak mümkün olmayacak.

Güldağ: O zaman ne olur?

Ağaoğlu: Yatay seyir izleneceğini düşünüyorum. Özellikle maliye politikası ve tasarruf tarafında çok radikal adımlar gerçekten gelirse, o zaman döner bakarız, 3,25'i yukarı çıkarırız borsa endeksi tarafında. Yoksa borsada müthiş bir ralli beklemiyorum. Rallinin şartları var.

Güldağ: İkna edici adımlar arıyorsun...

Ağaoğlu: Hepimizi ikna ederler, o zaman enfl asyon yüzde 42'ye değil, 32'ye düşecek deriz. Kur 30'a inecek dediğinizde başka bir resim ortaya çıkar. Siz bambaşka bir ülkeden bahsederseniz ben de bambaşka bir hikaye yazarım. Ama o hikayeyi yazmak için aktörleri ve dramaturjiyi doğru yapmak lazım. O dramaturji için gerekli olan şeyler yok elimde daha.