Göktekin Yapı YK Başkanı Göktekin: S1’de ulusal ve uluslararası markalar olacak

Yapı sektöründe kaliteye öncelik veren Göktekin Yapı; S1, Q1 ve G7 adlı projeleriyle ulusal ve uluslararası markalara hitap ediyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Göktekin Yapı YK Başkanı Göktekin: S1’de ulusal ve uluslararası markalar olacak

Eray ŞEN / ADANA

Ünlü mimar Emre Arolat’ın tasarladığı, Sign Of The City’den ‘en iyi ofis yapısı’ ödülü alan ve tamamlanma aşamasına gelen S1’de yer alacak ulusal ve global markalarla görüşmeler başladı. Yüksek kalitede konut projesi olarak tasarlanan Q1’in ise 2025 sonunda tamamlanarak, 2026 nisan ayında anahtar tesliminin yapılması planlanıyor. Şirketin ‘G’ serisinin son projesi G7 de haziran ayında kullanıcılarına sunulacak.

Göktekin Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Göktekin, S1 ve Q1’in Adana, hatta Türkiye standartlarının üzerinde projeler olduğunu belirterek, “Dünya premier liginde iş yapıyoruz” dedi. Tamamlanma aşamasındaki S1’in 2023’de Türkiye gayrimenkul ödüllerinin en prestijlisi Sign Of The City’de ‘en iyi ofis yapısı’ seçildiğini vurgulayan Göktekin, “Ancak bizim yaklaşımımız şu ki; dünyanın en iyi ödülünü de alsak yapının gerçek değerini bu ödüller değil, içinde yaşayanlar belirliyor” dedi.

S1 projesindeki ofislerde kiralama ve satış olarak ulusal ve uluslararası firmaların yer alacağını açıklayan Göktekin, “Bu projemizde 7 bin 500 metrekare inşaat alanı var. Kullanılabilir ticari alanlar ise 4 bin metrekareden fazla. Zemin dükkanlar üzerinde terasla beraber 8 kat bulunuyor. Bazı katlarda üç-dört bağımsız birim olarak totalde 39 bağımsız alan var ama biz kat bazında kiralama planlıyoruz. Bir kata bir müşteri olmasını istiyoruz. İyi markalar olsun, projemize değer katsın. Şu anda görüştüğümüz markalar var. Bunlar bizim kurumsal müşterilerimiz olacak” dedi.

“Adana’da sanat eseri gibi yaşam alanları neden olmasın?”

Bu projelere başlarken çıkış noktalarının ‘kalite’ olduğuna dikkat çeken Göktekin, şu değerlendirmeyi yaptı: “Sanat eseri gibi bir yaşam alanı nerede olur diye kendimize sorduğumuzda bunun cevabını Dubai’de, Paris’te, Londra’da, New York’ta buluyoruz. Oralardaki yaşam alanları Adana’da neden olmasın? Bunu yapmaya karar verdik ve insanların alışkanlıklarının dışına çıkmasının kolay olmayacağını tahmin ettiğimizden, birebir örnek dairesini bitirip, sonra inşaatına başladık.”

“Boya değil, alüminyum ve taş seramik kaplama kullandık”

İngilizce ‘Quality’ sözcüğünden esinlenen Q1 projesinde 48 daire olduğunu aktaran Göktekin, şu bilgileri verdi: “Burada 3 daire tipimiz var. En küçük daire tipimiz 200 diye adlandırdığımız, aslında 210 metrekare net. Diğer daire tiplerimiz 300 ve 400. Bu proje ile kalite kavramını altüst ediyoruz. Kalite sadece görünen tarafta değil, görünmeyen tarafta. Dolayısıyla görmediğiniz birçok şeyi göreceksiniz. Örnek veriyorum, 400’ün dört tane tahsisli kapalı otoparkı var. 300’ün 3, 200’ün 2 tane var. Daireyi alırken bunları da satın alıyorsunuz. Bunun için üç kat bodrum yapıyoruz. Ayrıca çok güzel bir iç avlu kültürü oluşturduk. Türkiye’nin en iyi peyzaj mimarları ile çalıştık. İnsanın ömrünün yarısını geçirdiği, eşi, çocukları ile birlikte yaşadığı alan neden olabildiğince güzel olmasın? Ayrıca binamız boya değil, alüminyum ve taş seramik kaplama. Adana gibi sert bir coğrafyada, dünyanın en iyi boyasını da kullansanız, üç yıl sonra soluyor. Biz bu uygulama ile aynı zamanda ısı ve ses izolasyonu yapmış oluyoruz. Sürdürülebilirlik adına Adana’nın LEED sertifikasına sahip ilk ve tek projesi Göktekin projesidir ve bu noktada Q1 projesi LEED Gold sertifikasına aday.”

“Depremde çocuklarım dışarıda ise içeriye alacağım bir bina yapıyoruz”

Binan özelliklerine değinen Göktekin, şöyle konuştu: “Şampiyonlar Ligi gibi bir takımımız var; mimari, iç mimari, statik, elektrik, mekanik zaten olmazsa olmaz, bunlar bizi diğerlerinden ayrıştıran kalemler değil. Ayrıştıranları söylüyorum; Mesela kapılarda sızdırmazlık testi yaptık. Bunu dünyada iki ülke yapıyor, İngiltere ve Amerika. Ayrıca aydınlatma danışmanlığı hizmeti yapıyoruz, bir yönlendirme var, akustik var, yangın danışmanlığı var. Belediyelerin olur dediği birçok şeye bizim yangın danışmanlığımız olmaz dediği için ekstra maliyetlere katlanıyoruz. Bizi diğerlerinden ayrıştıran bir başka nokta statik yapımız. Deprem yaşadık. Türkiye genelinde yaşam alanlarında, statikten şöyle bir beklenti var; deprem anında binanız hasar alabilir, çatlayabilir ancak bir şart var; yıkılmayacak. Şehir hastanelerinde ise özel bir yönetmelik uygulanıyor; deprem anında bina çatlamayacak, kırılmayacak, incinmeyecek ve incitmeyecek. Deprem anında ve sonrasında burada hayat devam edecek. Bunun teknik adı ‘sürekli performans yönetimi ve bizim projemiz sürekli performans yönetimine tabiymiş gibi dizayn ediliyor. Zorunda olmadığımız halde şehir hastanesi yönetmeliğini konutta uyguluyoruz. Deprem anında çocuklarım dışarıda ise ‘güvenli’ diye içeri alacağım bir bina yapıyoruz.”

“Gelecek nesillerin de bu şehirde hakkı var”

Göktekin’in G’sini alan seri projelerden G7’nin de haziran sonunda tamamlanacağını açıklayan Serdar Göktekin, yeni hedefleri hakkında şunları söyledi: “Bundan sonra Q serisine odaklanacağız. Dünya standartlarında, içerisinde estetik, tasarım gibi birçok unsur barındıran, buna değer verecek, bundan anlayacak insanların karşılık bulduğu bir marka olsun istiyorum Q. Şuna inanıyorum; ömrü bizden uzun olacak bu yapılar, bizden sonra da bizi ‘iyi anılır’ hale getirecek. Sadece bizim değil, gelecek nesillerin de bu şehirde hakkı var.”