Serbest bölgelerde vergi tedirginliği: Vergi muafiyetinin kalkması doğrudan yatırımlara darbe vurur

Serbest bölgelerde üretilen malların yurt içindeki firmalara satışına 22 Mayıs’tan itibaren gelen yüzde 15’e varan oranlarda gümrük vergisi tahakkukunun firmaların maliyetlerini yükselttiği belirtilirken, serbest bölgelerdeki firmaların vergi yükünü artıracak düzenlemeler yapılacağı beklentisi de ilgili kesimde tedirginlik yarattı.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Serbest bölgelerde vergi tedirginliği: Vergi muafiyetinin kalkması doğrudan yatırımlara darbe vurur

İZMİR / EKONOMİ

Serbest bölgelerde yapılan ve yapılması planlan yeni düzenlemelere tepki geldi. Serbest bölgelerdeki firmaların vergi yükünü artıracak düzenlemeler yapılacağı beklentisi serbest bölgeleri tedirgin etti.

Serbest Bölgeler Kurucu ve İşleticileri Derneği (SEBKİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Kılınç, Türkiye’nin yatırım iklimi iyileşirken, güven iklimini bozacak adımlardan kaçınılması gerektiğini dile getirdi. Serbest bölgelerde üretilen malların yurt içindeki firmalara satışına 22 Mayıs’tan itibaren gelen yüzde 15’e varan oranlarda gümrük vergisi tahakkukunun yazılım güncellemesi olarak açıklandığını ancak sorunun çözülmediğini belirten Ege Plastik Sanayicileri Derneği (EGEPLASDER) Yönetim Kurulu Üyesi Şenol Özbey, 20 gündür çözülemeyen sorun yüzünden firmaların hiç hesapta olmayan ek maliyet ile karşı karşıya kaldığını anlattı.

Serbest bölgelerde üretiminin yüzde 85’ini ihraç eden firmalar kurumlar vergisinden muaf tutuluyor. Serbest bölge işleticileri bu muafiyetin sona erdirilmesinin bu bölgelerin cazibesini azaltarak, gelecek doğrudan yatırımları olumsuz etkileyeceğini düşünüyorlar.

Geçtiğimiz yıl, 12.7 milyar doları ihracattan sağlanmak üzere 31 milyar dolar ticaret hacmi gerçekleştiren ve yaklaşık 100 bin kişilik istihdam ile ülke ekonomisine önemli katkılarda bulunan Türkiye’deki 19 serbest bölgede, 550’si yabancı sermayeli olmak üzere 2 bin 108 şirketin faaliyet gösterdiği bilgisini veren SEBKİDER Başkanı Yusuf Kılınç, Serbest Bölgeler Kanunu ile sağlanan teşvikler ve sunulan hizmetler sayesinde oluşan bu ekonomik değerin Türkiye ekonomisine büyük güç kattığını vurguladı. 

Son 5 yılda serbest bölgelerden 50 milyar dolarlık ihracat yapıldığını aktaran Kılınç, “Aynı dönemde 40 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirerek, 10 milyar dolar dış ticaret fazlası verdiler. Serbest bölgedeki firmalar devlete Özel Fon ödüyorlar. 2023’te Hazine bu bölgelerden 50 milyon dolar fon geliri sağladı. Kurumlar vergisi ödeyen firmalar bölgelerde fondan muaf olduğu için olası bir kurumlar vergisi düzenlemesinde Hazine 50 milyon dolarlık fonu tahsil edemeyecek. Serbest bölgelerde tamamı kayıtlı 100 bin kişilik direkt istihdam ile kamuya aktarılan SGK primleri ve yüzde 85 ihracat barajını gerçekleştiremeyen firmaların ödediği gelir vergisi de önemli miktarda” dedi.

“Dün bizi model alanlar bugün rakibimiz oldu”

35 yıllık süreçte önemli başarılar elde eden Türkiye’deki serbest bölge uygulamalarını model alan bazı ülkelerin, günümüzde doğrudan yabancı yatırım (DYY) çekmek konusunda en büyük rakipler haline geldiğini vurgulayan Kılınç, “Yerli ve yabancı yatırımcıların serbest bölgelerde yatırım kararı almasında etkili olan istikrar, güven, şeffaflık, öngörülebilirlik ve hesap verilebilirlik gibi önemli unsurların devamlılığını sağlamak için tüm kesimlere düşen sorumluluklar bulunuyor. Mevzuat güncellemelerinde, müktesep haklar korunarak, sanayicinin rekabet gücünü artırmaya yönelik düzenlemeler yapılması yatırımcı güvenini güçlendirir. Kamu kurumlarının, serbest bölgeleri etkileyebilecek mevzuat düzenlemelerini yaparken serbest bölgeleri de bir paydaş olarak sürece dahil etmesi yararlı olur. Türkiye’de DYY’lerın en hızlı şekilde ulaştığı yerler serbest bölgeler. Bu bölgeler yatırımcı güvenini bozacak düzenlemelerden son derece olumsuz etkileneceklerdir. Ekonomik göstergeler iyileşiyor ve bu ortamın ülkemizde DYY’lerı yeniden arttıracağını umut ediyoruz. Böyle bir dönemde ülkemize kalmak üzere gelen ve döviz sağlayıcı faaliyetlerde bulunacak yatırımcıların kararlarını olumsuz yönde etkileyecek, onları güvensizliğe itecek uygulamalardan kaçınılması lazım. Yatırımcının bozulan güvenini yeniden inşa etmek çok daha maliyetli ve meşakkatli olacaktır” diye konuştu.

 

Yüzde 15 gümrük vergisi maliyetleri artırdı

Serbest bölgelerde üretim yapan ve mallarını yurt içindeki firmalara satan şirketlerin 22 Mayıs’tan itibaren yaptıkları tescil işlemlerinde ortalama yüzde 15 Gümrük Vergisi ödemek zorunda kaldığını hatırlatan EGEPLASDER Yönetim Kurulu Üyesi Şenol Özbey, serbest bölgelerde faaliyet gösteren firmaların, serbest dolaşımda olmayan girdileri için ayrı bir kalemde vergilerini ödediklerini hatırlatarak, “Nihai ürünler için ise ilgili kanun ve yönetmelik hükümleri gereğince firmalarımız seçim haklarını kullanarak, GTİP tespiti ve serbest dolaşımda olduğunu beyan edecek başka bir kod olmaması nedeniyle “AT (Avrupa Topluluğu)” kodlarını kullanarak beyanlarını yapıyorlardı. Ancak 22 Mayıs’tan bugüne yapılan tescillerde, serbest dolaşımda olan ve yurt dışına gönderilmesi halinde Gümrük Yönetmeliği’nin 432. maddesi gereğince A.TR Belgesi düzenlenebilecek statüde olan malların vergilendirilmesinde, gerek AT gerekse SBUSDE (Serbest Bölgelerde Üretilen Serbest Dolaşımdaki Eşyanın İthali) kodları kullanılamıyor” dedi.

Yaşanan sorunun Gümrük Teşkilatı tarafından önce “yazılım güncellemesi” olarak açıklandığını kaydeden Şenol Özbey, geçen 15 günlük sürede sorunun çözülememesi nedeniyle firmaların hesaplarında olmayan bir vergi ödemesi ile karşı karşıya kaldıklarına dikkat çekerek, bu uygulamadan ivedilikle vaz geçilmesini talep etti.